Çocuklarımıza neler oluyor? Şiddet eğilimi neden artıyor? Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeli

Çocuklarımıza neler oluyor? Şiddet eğilimi neden artıyor? Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeliÇocuklarımıza neler oluyor? Şiddet eğilimi neden artıyor? Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeli

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Çocuklarımıza neler oluyor? Şiddet eğilimi neden artıyor? Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeliGoogle’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Çocuklarımıza neler oluyor? Şiddet eğilimi neden artıyor? Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeli
Haberin Devamı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan ve toplum vicdanını derinden yaralayan şiddet olaylarının ardından, bu kez Manisa’dan gelen acı bir haber gözleri bir kez daha çocuk ve ergenlerde giderek tırmanan şiddet eğilimine çevirdi. Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dün sabah saatlerinde bir lisenin önünde H.O. (15) isimli şahıs silahla etrafa ateş açtı. Henüz ergenlik çağındaki bir çocuğun sokak ortasında ve bir okulun hemen dibinde silaha sarılması, toplum genelinde büyük bir endişe ve dehşet yarattı. Yaşanan bu trajik olay, fiziki güvenlik önlemlerinin ötesinde, çocukların ruh dünyasında biriken tehlikeli sinyallerin yeniden sorgulanmasını zorunlu kıldı.

Ağır şiddet davranışlarının hiçbir zaman tek bir gecede veya nedensiz yere ortaya çıkmadığını vurgulayan uzmanlar; yaşanan bu son olayın aile içi iletişim kopukluğundan dijital dünyadaki kontrolsüzlüğe, akran zorbalığından psiko-sosyal yalnızlığa kadar uzanan çok katmanlı bir krizin dışa vurumu olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar; anne babaların, eğitimcilerin ve toplumun çocuklardaki duygu ve davranış değişikliklerini “geçici bir ergenlik evresi” diyerek göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek asla kaçırılmaması gereken hayati uyarıları ve çözüm yollarını sıraladı.

Haberin Devamı

“ÇOCUĞUN DİJİTAL ALANI DOKUNULMAZ ÖZEL ALAN SAYILAMAZ”

Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Öğretim Görevlisi Merve Mercan, dijital dünyada çocukların kontrolsüz bırakılmasının devasa riskler barındırdığını söyledi.

Çocukların dijital alanlarının ebeveynler tarafından tamamen “dokunulmaz bir özel alan” olarak görülmemesi gerektiğini belirten Mercan, “Çocuklar, yaş ve gelişimsel özellikleri nedeniyle riskleri yetişkinler kadar doğru değerlendiremezler. Bu durum ebeveyn kontrolünü zorunlu kılıyor. Ancak bu kontrol baskıcı ve gizli değil; şeffaf, rehberlik eden ve açık bir iletişimle yürütülmeli” dedi.

“12-16 YAŞ GRUBUNDA EBEVEYN REHBERLİĞİ KRİTİK”

Özellikle 12-16 yaş döneminde ebeveyn denetiminin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Mercan, cihaz kullanımı için süre sınırları, içerik filtreleri ve dijital okuryazarlığın şart olduğunu dile getirdi. Araştırmaların internet kullanımını konuşarak yöneten ailelerde riskli davranışların daha düşük olduğunu gösterdiğini vurgulayan Mercan, “Özetle dijital dünyada çocuklara sınırsız özgürlük vermek, onları yalnız bırakmak anlamına gelir. Çocukların asıl ihtiyaç duydukları şey güven veren ebeveyn rehberliğidir” diye konuştu.

Haberin Devamı
Çocuklarımıza neler oluyor Şiddet eğilimi neden artıyor Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeli

BASKI VE KORKU DURUMU DAHA KARMAŞIK HALE GETİRİYOR

Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı ise kontrolün niteliğine vurgu yaptı:

“Ebeveynlerin özellikle şiddet olaylarının ardından kaygıyla birlikte çocukları üzerinde daha fazla kontrol kurmaya yönelmeleri anlaşılabilir olsa da burada kontrolün niteliği büyük önem taşıyor. Güce, katı cezalandırmaya ve ‘Ben öyle söylediğim için’ anlayışına dayanan baskıcı kontrol, çocuğun kuralları neden benimsediğini anlamasını sağlamıyor. Bu durumda çocuk davranışını yalnızca yakalanma veya cezalandırılma korkusuyla sınırlandırabilir. Baskı ve korkuyla yönetilen çocuklar, ebeveyn veya başka bir otorite ortamdan çekildiğinde sınırları aşan ve riskli davranışlara daha açık hale gelebilir.

Haberin Devamı

Avcı, korku dışında baş etme becerisi yeterince gelişmeyen bir çocuğun yaşadığı problemi ailesiyle paylaşmak yerine gizlemeyi tercih edebileceğini de belirtti. Bu durum yalnızca şiddet uygulama riski açısından değil, şiddete maruz kalan çocukların fark edilmesi açısından da önem taşıyor. Zorbalığa veya şiddete uğrayan bir çocuk, ailesinden korkuyor ya da yargılanacağını düşünüyorsa yaşadıklarını anlatmak yerine içine kapanabiliyor. 

SAĞLIKLI DENETİM NASIL OLMALI?

Özellikle ergenlik döneminde daha yetkin, tutarlı ve demokratik bir denetim anlayışı önem taşıyor. Bu yaklaşımda amaç yalnızca çocuğun ne yaptığını kontrol etmek değil; çocuğun yaptığı davranışların nedenlerini ve sonuçlarını anlayabilmesini sağlamak. Kuralların neden konulduğunun çocuğa açıklanması, “Bunu yapma” demek yerine davranışın olası sonuçlarının konuşulması, çocuğun kendi kararlarının sorumluluğunu geliştirmesine yardımcı olabilir. Buradaki temel hedef, çocuğun “Neden bunu yapmalıyım ya da yapmamalıyım?” sorusuna cevap verebilmesi. Böylece çocuk yalnızca ebeveyni yanında olduğu için değil, davranışının sonuçlarını öngörebildiği ve kendi sınırlarını oluşturabildiği için daha sağlıklı seçimler yapmayı öğrenebilir.

Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı

“EKRANDA GÖRDÜKLERİ ŞİDDETİ İÇSELLEŞTİRİYORLAR”

Medya ve televizyon dizilerindeki şiddet ögelerinin çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Merve Mercan, çocukların model alma yoluyla öğrendiklerini aktardı. Ekranlarda görülen şiddet içeriklerinin çocuklar tarafından normal bir davranış modeli olarak kodlanabileceğini belirten Mercan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Haberin Devamı

“Şiddet içerikleri çocuğun şiddeti normalleştirmesine, empati duygusunun zayıflamasına ve problem çözme yöntemi olarak saldırganlığı öğrenmesine neden olur. Güç kavramı çocukta korkutma ve silah olarak şekillenebilir. Özellikle dizilerde kabadayılığın kahramanlaştırılması ve suça ceza verilmemesi, çocukların suça ilişkin algıları açısından ciddi bir risk oluşturur.”

“SADECE İNTERNET YA DA TELEVİZYONU SUÇLAYAMAYIZ”

Okul saldırıları gibi trajik olayları tek bir faktörle açıklamanın mümkün olmadığını ifade eden Mercan, bu tür eylemlerin genellikle aile içi iletişim eksikliği, akran zorbalığı, sosyal izolasyon, psikolojik destek yetersizliği ve medyadaki şiddetin birleşimiyle ortaya çıktığını anlattı.

Haberin Devamı

Saldırıyı gerçekleştiren çocukların olay öncesinde genellikle yalnızlık, dışlanma ve birikmiş öfke gibi yardım çağrısı niteliğinde sinyaller verdiğini kaydeden Mercan, “Bu sinyaller çoğu zaman fark edilemediği ya da görmezden gelindiği için trajik sonuçlar doğabiliyor” uyarısında bulundu.

Çocuklarımıza neler oluyor Şiddet eğilimi neden artıyor Anne babalar bu belirtileri asla görmezden gelmemeli

HANGİ ÇOCUKLAR ‘SUÇLU’ OLMAYA YATKIN OLUYOR?

Suça sürüklenen çocukların profili incelendiğinde, bunların çoğunlukla ‘biyopsikososyal kırılganlık’ kümesine sahip çocuklardan oluştuğunu söyleyen Siber Suç Bilimcisi Avukat Dr. Ceren Küpeli, şu bilgileri paylaştı:

Dürtü kontrolü ve aidiyet açlığı: Bu çocuklar genellikle nörobiyolojik olarak prefrontal korteks gelişimleri tamamlanmadığı için dürtü kontrolü zayıf olan, ‘anlık ödül’ arayışına odaklı ve risk algısı düşük bireylerdir. Özellikle sosyal dışlanmışlık yaşayan, akran zorbalığına maruz kalan veya ‘görünmez’ hissettiği için yoğun bir aidiyet açlığı duyan çocuklar, suçluları koydukları ‘özel kişi’ illüzyonuna karşı savunmasız kalabilmektedir.

Narsisistik intikam ve empati kaybı: Çocuğun yaşadığı narsisistik yaralanmalar ve sisteme karşı biriktirdiği öfkeyle, kendi başarısız ve sıradan hayatını; gerçekleştirdiği şiddet eylemiyle ‘anlamlı’ (kendince) ve ‘ikonik’ kılmaya çalışır. Fail, fiziksel çevresinden koptukça, dijital dünyadaki şiddet eğilimli oyunlara ya da sanal suç arkadaşlarına (yankı odasına) daha bağımlı hale gelir. Fail, okul arkadaşlarına karşı fiziksel bir empati kurmak yerine, onları ‘sistemin piyonları’, ‘zorbalar’ veya ‘değersiz nesneler’ olarak etiketler.

Vicdani bariyerlerin yıkılması: Bu etiketler, failin vicdani bariyerlerini (inhibition) tamamen ortadan kaldırır. Fail için o okul, artık bir eğitim yuvası değil, kendi narsisistik intikamının gerçekleşeceği bir sahneye dönüşür. Ailelerin, çocuklarının arkadaşlarına veya çevresine karşı kullandığı etiketleri (zorba, piyon vb.) fark ettiği an müdahale etmeleri bu nedenle kritiktir. Ailelerin bu etiketlerin, kurbanı ‘insan’ olmaktan çıkardığını ve failin kendi vicdanını susturma biçimi olduğunu net şekilde görmeleri gerekir. 

Ailelerin bu noktada nelerin normal, neyin tehlikeli olduğunu ayırt etmesi hayat kurtarıcı olabilir. Eğer çocuklar sürekli olarak ‘sisteme karşı nefret’, ‘intikam’ veya ‘şiddeti öven’ içerikler tüketiyorsa, bu bir kriz sinyalidir. Onu dijital dünyadan koparmak yerine, tükettiği içeriğin gerçeklik algısını (failin kurbanları nesneleştirme yöntemini) tartışarak onunla eleştirel bir diyalog kurmaları tavsiye edilir. Benzer şekilde çocuk, gerçek hayattaki değersizlik hissini şiddetle telafi etmeye çalışıyorsa, çocuğa alternatif bir aidiyet alanı yaratılması düşünülmelidir.

Siber Suç Bilimcisi Avukat Dr. Ceren Küpeli

ÇOCUĞUNUZDA BU DEĞİŞİKLİKLER VARSA DİKKAT!

Eliz Avcı, anne babaların yakından takip etmesi gereken kritik davranış değişikliklerini şöyle sıraladı:

Sosyal çevreden uzaklaşma: Çocuğun arkadaşlarından, ailesinden veya daha önce keyif aldığı etkinliklerden belirgin şekilde uzaklaşması.

Okul yaşamında ani değişiklik: Devamsızlığın artması, akademik başarının açıklanamayan biçimde düşmesi veya okula yönelik belirgin bir isteksizlik.

Yoğun öfke ya da duygusal hissizlik: Sık ve yoğun öfke patlamalarının yanı sıra, tam tersine çocuğun olaylara karşı belirgin biçimde duygusuzlaşması.

Şiddet ve silah ilgisi: Şiddet unsuru içeren içeriklere, kesici-delici aletlere veya silahlara yönelik dikkat çekici ve yoğun ilgi.

Akran ilişkilerinde ciddi sorunlar: Çocuğun düzenli biçimde akran zorbalığına maruz kalması kadar, başkalarına yönelik sistematik dışlayıcı, tehditkâr veya zorbalık içeren davranışlar sergilemesi.

“AİLE, OKUL VE KAMU ORTAK BİR KORUYUCU AĞ KURMALI”

Çözümün sadece fiziki güvenlik tedbirleri veya yasaklardan ibaret olamayacağını belirten Merve Mercan, atılması gereken ortak adımları şu sözlerle özetledi:

“Aileler çocuklarıyla günlük, güvene dayalı iletişim kurmalı ve davranış değişikliklerini fark ettiğinde profesyonel destek almalıdır. Okullarda psikolojik danışman sayısı artırılmalı, akran zorbalığıyla mücadele edilmeli ve öğretmenlere psikolojik farkındalık eğitimleri verilmelidir. Kamunun ise okul güvenliği politikalarını güçlendirmesi ve çocuk/ergen ruh sağlığı hizmetlerini yaygınlaştırması gerekir. Çocuklar doğuştan şiddet eğilimli değildir; yapılması gereken onları gerçekten duyan, izleyen ve destekleyen güçlü bir koruyucu ağ oluşturmaktır.

ANNE BABALAR NE YAPMALI?

— Çocuğun davranışlarını yalnızca cezalandırmak yerine altındaki nedenleri anlamaya çalışın.

— Kuralları açıklayın; çocuğun davranışlarının olası sonuçlarını öngörebilmesini sağlayın.

— Belirgin davranım değişikliklerini “geçici bir evre” diyerek göz ardı etmeyin.

— Arkadaş çevresi ve okul yaşamıyla ilgili düzenli, yargılamayan bir iletişim dili oluşturun.

— Akran zorbalığının hem mağduru hem de uygulayıcısı olma ihtimalini ciddiye alın.

— Şiddet, silah veya kesici-delici aletlere yönelik ilgiyi diğer tutum değişiklikleriyle birlikte bütüncül değerlendirin.

— Gerektiğinde öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarıyla vakit kaybetmeden iş birliği yapın.

— Sorunların tırmanmasını beklemeden bir çocuk/ergen ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alın.

Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı


Yasal Bilgilendirme: Bu içerik ajanslar üzerinden otomatik olarak çekilmiştir. Sitemiz 5651 sayılı kanun kapsamında “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. Telif hakları veya diğer yasal talepleriniz için iletisim@temelhaber.com.tr üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

  • İlgili Gönderiler

    Büyük buz katmanlarından 47 yılda 12 trilyon ton buz eridi

    Elde edilen veriler, Grönland ve Antarktika buz örtülerinden eriyen buzların 1979 yılından bu yana küresel deniz seviyesini yaklaşık 31,4 milimetre yükselttiğini gösterdi.
    Araştırma ekibi, 27 uydu görevinden elde edilen verilerden yararlanarak buz örtülerine ilişkin 42 ayrı incelemeyi bir araya getirdi. Çalışma, yaklaşık elli yıldır iki büyük buz örtüsünde meydana gelen değişiklikleri ayrıntılarıyla ortaya koyarak şu ana kadarki en güvenilir uzun vadeli kayıt olarak değerlendirildi.
    Grönland buz örtüsüne ait uydu kayıtları 1972 yılına, Antarktika buz örtüsüne ait kayıtlar ise 1979 yılına kadar uzanıyor.
    Binlerce FBI ajanının kişisel verileri çalındı
    BUZ KAYBININ BÜYÜK BÖLÜMÜ OKYANUS ETKİSİNDEN KAYNAKLANIYOR
    Araştırmacılar, buz kaybının yüzde 84’ünün özellikle buzulların okyanusla buluştuğu noktalarındaki dinamik dengesizlikten kaynaklandığını tahmin ediyor.
    İngiltere’deki Northumbria Üniversitesinden buzbilimci Ines Otosaka, kaybedilen buzun beşte dördünden fazlasının yüzeyde erimek yerine daha hızlı akan buzullar tarafından okyanusa aktarıldığını belirtti. Otosaka, uzun vadeli eğilimin buz örtülerinin ısınan okyanusa gösterdiği dinamik tepkiden kaynaklandığını vurguladı.
    Kalan yüzde 16’lık buz kaybı ise yüzey erimesi ve kar yağışı gibi atmosferik etkenlerle ilişkilendirildi.
    Fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan sera gazları nedeniyle okyanuslar, biyosferde tutulan ısının büyük bölümünü emmeye devam ediyor. Okyanus sistemlerine daha fazla ısı enerjisi girdikçe sular ısınıyor ve akıntılar daha aktif hale geliyor.
    ATLANTİKLEŞME VE GÜÇLENEN AKINTILAR ERİMEYİ HIZLANDIRIYOR
    Grönland’da Atlantik’ten gelen daha sıcak suların her zamankinden daha kuzeye ilerlemesiyle “Atlantikleşme” adı verilen süreç yaşanıyor. Bu durum, dünyanın en büyük ikinci buz örtüsünü tehdit ediyor.
    Uzayda 10 yıllık gizem çözüldü! Toz diskinin içindeki gezegen doğrulandı
    Dünyanın en büyük buz örtüsü olan Antarktika’da ise güçlü rüzgarlar ve ısınan suların etkisiyle kutup çevresindeki akıntılar şiddetleniyor. Bu akıntılar sıcak suları buzulların altına taşıyarak erimeyi farklı açılardan hızlandırıyor.
    1990’lardan bu yana hızlanan buz kaybı gerileme belirtisi göstermiyor. 2020-2023 yılları arasındaki veriler Antarktika Yarımadası’nın istikrara kavuştuğunu düşündürse de uzmanlar bunun Doğu Antarktika’daki rekor kar yağışı gibi kısa vadeli hava koşullarının bir yansıması olduğunu ifade ediyor.
    Çalışmada yer almayan Avrupa Uzay Ajansından Diego Fernandez, bulguların zamanımızın büyük çevre sorunlarıyla mücadelede uluslararası bilimsel iş birliğinin temel önemini kanıtladığını belirtti. Araştırma Scientific Data dergisinde yayımlandı.Kaynak: Sciencealert…

    Sıcaklık düşüyor: Kuvvetli sağanak ve fırtına geliyor! Meteoroloji’den İstanbul dahil 14 ilde alarm | Yağış, sel, su baskını, yıldırım ve kuvvetli rüzgar uyarısı

    Yurt genelinde etkili olan hava sistemiyle birlikte sıcaklıklar düşerken şiddetli yağış ve fırtına uyarısı geldi. Çoğu bölgede gök gürültülü sağanak yağışların sel, su baskını ve ulaşımda aksamalara yol açabileceği bildirildi. Rüzgarın hızını fırtına boyutuna çıkaracağı belirtilirken, vatandaşların gün boyunca olumsuzluklara karşı tedbirli olmaları isteniyor. Öte yandan İstanbul dahil 14 ilde sarı kodlu meteorolojik uyarı verildi.Yasal Bilgilendirme: Bu içerik ajanslar üzerinden otomatik olarak çekilmiştir. Sitemiz 5651 sayılı kanun kapsamında “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. Telif hakları veya diğer yasal talepleriniz için iletisim@temelhaber.com.tr üzerinden bize ulaşabilirsiniz….

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırdın

    Büyük buz katmanlarından 47 yılda 12 trilyon ton buz eridi

    Büyük buz katmanlarından 47 yılda 12 trilyon ton buz eridi

    Binlerce FBI ajanının kişisel verileri çalındı

    Binlerce FBI ajanının kişisel verileri çalındı

    Sıcaklık düşüyor: Kuvvetli sağanak ve fırtına geliyor! Meteoroloji’den İstanbul dahil 14 ilde alarm | Yağış, sel, su baskını, yıldırım ve kuvvetli rüzgar uyarısı

    Sıcaklık düşüyor: Kuvvetli sağanak ve fırtına geliyor! Meteoroloji’den İstanbul dahil 14 ilde alarm | Yağış, sel, su baskını, yıldırım ve kuvvetli rüzgar uyarısı

    Basınla inatlaşması sürüyor

    Basınla inatlaşması sürüyor

    FETÖ’ye ‘izdivaç’ operasyonu

    FETÖ’ye ‘izdivaç’ operasyonu

    AK Partili Yavuz: Seneye seçim yok

    AK Partili Yavuz: Seneye seçim yok