Berlin’de dikkat çeken seçim sonucu! Elif Eralp’ten göçmenlere özel teşekkür

Berlin’de 20 Eylül’de yapılan eyalet meclisi seçimlerinin sonuçlarını AA muhabirine değerlendiren Eralp, ilk duygusunun “çok büyük bir sevinç” olduğunu ifade etti.
Eralp, “Bu kadar iyi olacağını beklemiyordum. Çok çok sevindim. Berlinliler bana güvendiklerini gösterdiler.” dedi.
Özellikle göçmen kökenli seçmenlerden yoğun destek gördüğünü belirten Eralp, “Bütün insanlar ama özellikle de göçmen kökenli insanlar beni çok destekledi. Bu beni çok mutlu etti. Şimdi Berlin’i daha yaşanabilir bir yer yapacağız.” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
MÜSLÜMANLAR VE FİLİSTİNLİLER YETERİNCE TEMSİL EDİLMEMİŞ HİSSEDİYORLAR
Eralp, partisine yönelik Yahudi karşıtı olduğu yönündeki eleştirileri ve bu konuda hükümetten gelen baskıları reddederek, tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir siyaset yürütmek istediğini kaydetti.
Almanya’da özellikle Filistinlilerin ve Müslümanların temsil edilmesi konusunda mevcut politikaları değiştirmek istediğini aktaran Eralp, “Filistinliler, Müslümanlar kendisini yeteri temsil edilmiş hissetmiyorlar ve bence bu doğru bir politika değil. Ben tüm insanları görüyorum. Müslüman olsun, Filistinli olsun. Yahudi olsun. Siyasetin görevi toplumdaki farklı kesimleri görmek ve temsil etmek.” ifadelerini kullandı.
Eralp, insan hakları temelinde ortak bir siyaset yürütmek istediğini belirtti.
Kendisine oy veren göçmen kökenli seçmenlere özellikle teşekkür eden ve bu kesimlerin mevcut siyasette yeterince görünür olmadığını dile getiren Eralp, bu durumu değiştirmek istediğini belirtti.
Seçim sürecinde ayrımcılık ve ırkçılığın da gündeme gelen konular arasında olduğunu, bu konularla mücadele edeceğini söyleyen Eralp, Berlin’i birlikte inşa eden göçmen kökenli insanların da görülmesi gerektiğini, kamu kurumlarındaki başörtüsü yasaklarının da kaldırılması gerektiğini vurguladı.
İran-Pakistan ilişkilerinde yeni dönem! İş birliği artıyor
EN ÖNEMLİ KONU KİRA
Eralp, seçim kampanyası sırasında Berlinlilerin kendisine en çok kira fiyatları ve hayat pahalılığı konusunda şikayette bulunduğunu belirtti.
Berlin’de insanların çalışmasına, vergi ödemesine rağmen artan yaşam maliyetleri nedeniyle geçinmekte zorlandığını ifade eden Eralp, “İnsanlar Berlin’de yaşıyor, çalışıyor, vergilerini ödüyor ama artık iyi bir yaşam sürdüremiyorlar. Çünkü her şey çok pahalı.” dedi.
Kira fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini savunan Eralp, “Kiraları düşürmek istiyoruz ve herkesin burada iyi, yaşanabilir bir hayat sürdürmesini istiyoruz.” ifadesini kullandı.
Eralp, çocukluk ve gençlik döneminde siyasi bakışını etkileyen başlıca olayların, 1990’lı yıllarda Almanya’da yaşanan ırkçı saldırı ve olaylar olduğunu söyledi.
Bu dönemde ailesine “Siz de Türkiye’den geldiğiniz için biz de böyle şeyleri görecek miyiz?” diye sorduğunu anlatan Eralp, bu deneyimlerin kendisini adalet ve ırkçılıkla mücadele etmeye yönelttiğini anlattı.
Manisa’da okul önünde silahlı saldırı! 2’si ağır 11 öğrenci yaralı
AİLESİNE TEŞEKKÜR ETTİ
Seçim kampanyasında ailesinin kendisine verdiği desteğin de önemine değinen Eralp, anne ve babasının maddi ve manevi olarak kendisinin yanında olduğunu söyledi.
Annesinin kampanya sürecinde çocukların bakımında da kendisine yardımcı olduğunu belirten Eralp, Türkiye’deki ailesinin de kendisini desteklediğini ve kendisi için dua ettiğini belirterek tüm yakınlarına teşekkür etti….

İran-Pakistan ilişkilerinde yeni dönem! İş birliği artıyor

İran Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi’nin başkent Tahran’da görüştüğü bildirildi. İki ülke ilişkilerinin ele alındığı görüşmede Pezeşkiyan, “İki ülke arasındaki iş birliğinin tüm alanlarda ciddiyetle devam etmesini umuyoruz. İran ve Pakistan ihtiyaçlarını bölgenin kapasitesine güvenerek karşılayabilir” ifadelerini kullandı.
Pezeşkiyan ayrıca ABD’nin faaliyetleri ve baskılarının İslam ülkeleri arasındaki iş birliğini artırdığını belirterek, İran ile Pakistan’ın bölgenin önemli ülkeleri olduğunu aktardı.
Manisa’da okula silahlı saldırı, yaralı öğrenciler var
Nakvi ise ülkesi ile İran arasındaki ilişkilerin geçmiş dönemlere göre en yüksek seviyede olduğunu kaydederek, ekonomi, siyasi ve kültürel alandaki iş birliğini artırmaya kararlı olduklarını söyledi.

Eralp’ten Türk toplumuna çağrı

Almanya’da partisi Sol Parti’nin Berlin’de sandıktan birinci çıkmasıyla Eyalet Başbakanı olmaya hazırlanan Eralp, “Tarih yazdık, çünkü ilk defa Berlin’de göçmen kökenli bir kadın bunu başardı. Bunu hep beraber becerdik, tüm Berlinlilerle beraber bütün göçmen kökenli insanlarla beraber ve herkesle beraber tarih yazdık. Çok mutluyum bunun için” diye konuştu.
Eralp, Türk toplumuna ve göçmen kökenlilere de çağrıda bulunarak, “Lütfen siyasete katılın, hepinize ihtiyacımız var. Hepimiz bu şehrin, bu ülkenin bir parçasıyız. Bunu da gösterelim. Parlamentolara, meclislere, ekonomiye her yere gidelim ve sesimizi yükseltelim” ifadelerini kullandı.
Seçim sürecinde ve sandıkta oy vererek kendisine destek olanlara teşekkür eden Eralp, “Beni çok desteklediniz bunu hiçbir zaman unutmayacağım. Hep beraber Berlin’i daha iyi bir yer yapacağız” dedi. Seçim sonuçlarını kendisine ve partisine olan güvene bağlayan Eralp, “Ayrımcılığa karşı da beraber durmak istiyorum. Nerelerden geldik, Almanya’da çok haksızlığa uğradık. Bir sürü göçmen kökenli insan haksızlığa uğruyor ama bütün bunlara rağmen bu seçimleri kazandık. Bu çok güzel bir sinyal. Sadece Berlin, Almanya için değil bütün dünya için. Bu yüzden ben çok mutluyum. Böyle bir yere gelebileceğimizi çok umdum ve gerçekleşti” dedi.
Öte yandan Elif Eralp, partisince düzenlenen etkinlikte “Erik Dalı” türküsüyle kutlama yaparken, partililerle birlikte halay çekti. Bununla beraber seçim öncesinde Eralp’i antisemitizm suçlamaları getiren Almanya Yahudiler Merkez Konseyi, seçimler sonrasında da Sol Parti’ye “antisemitizm” suçlamasıyla tepki gösterdi.
Annesi gurur duyuyor
Almanya’da Berlin eyalet meclisi seçimlerini tarihi bir başarıyla kazanan Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp’in annesi Hülya Eralp, kızının başarısından büyük mutluluk ve gurur duyduğunu söyledi. Hülya Eralp, “Çok mutluyum. Kızımla gurur duyuyorum. Bu kadar yüksek bir oy alacağını ben bile tahmin etmedim. Ama gerçekten sevinç gözyaşlarımı tutamadım” dedi. Seçim başarısından dolayı gözyaşlarına boğulduğunu anlatan Eralp, seçim öncesinde de yaşadığı heyecan nedeniyle günlerdir uyuyamadığına işaret etti, “Kaç gündür merak ve heyecandan uyuyamıyorum. Çok güzel bir duygu” diye konuştu.
Merz’e eleştiri bombardımanı
Alman basını, Başbakan Başbakan Friedrich Merz’in seçimlerde sergilediği başarısızlığın rakiplerini güçlendirdiği, partisi Hristiyan Demokrat Birlik’i (CDU) tarihindeki en büyük aşağılama ile karşı karşıya getirdiği ve marjinalleştirdiği uyarısı yaptı. Merz için “geçiş dönemi başbakanı” yorumları da yapılırken, “İki hafta içinde Saksonya-Anhalt’ta ve muhtemelen Berlin’de, iktidar sorumluluğunu kaybetti ve Mecklenburg-Vorpommern’de marjinal bir partiye dönüştü” denildi.

Bakan Kacır: Yeşil dönüşüm teşvikleriyle 3 milyar doların üzerinde yatırımı harekete geçirmeyi hedefliyoruz

Kacır, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında geldiği ABD’de BM Küresel İlkeler Sözleşmesi tarafından Sürdürülebilir Kamu Alımları Uygulama Çerçevesi’nin tanıtıldığı Sürdürülebilir Kamu Alımı Üst Düzey Forumu’nda konuştu.
Sürdürülebilirlik hedeflerinin ilerletilmesinde kamu alımlarının güçlü bir araç olduğunu belirten Kacır, hükümetlerin, şirketlerin ve büyük alıcıların tercihlerinin piyasaları şekillendirdiğini, talebi yönlendirdiğini ve yatırımlara yön verdiğini söyledi.
Kacır, talep daha temiz malzemelere, kaynak verimliliği sağlayan ürünlere, düşük karbonlu teknolojilere ve daha dayanıklı tedarik zincirlerine yöneldikçe sanayinin buna yanıt verdiğini, yatırımların bunu takip ettiğini, inovasyonun hızlandığını ve yeni teknolojilerin rekabetçi hale gelebilmeleri için ihtiyaç duydukları ölçeğe ulaştığını aktardı.
Bakan Kacır, “Dolayısıyla sürdürülebilir kamu alımları, daha çevreci ürünlerin satın alınmasının ötesine geçiyor. Sanayi dönüşümünü hızlandırmak için talebin gücünden yararlanıyor.” dedi.
Hükümetlerin bu süreçte önemli bir sorumluluğu bulunduğunu belirten Kacır, Türkiye’nin gelişen teknolojiler konusunda da aynı piyasa şekillendirme yaklaşımını uyguladığını dile getirdi.
İlginizi Çekebilir
KAMU YATIRIMLARININ EN AZ YÜZDE 2’Sİ YAPAY ZEKAYA AYRILACAK
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Türkiye’nin yapay zeka eylem planının “fark et, istifade et, üret ve yönet” olmak üzere dört temel eksen üzerine kurulduğunu ve bunun insan odaklı ve güvenilir yaklaşımla desteklendiğini ifade etti.
Kamu alımlarını inovasyonu teşvik edecek şekilde kullandıklarını belirten Kacır, “Daha geniş hedeflerimiz kapsamında, toplam kamu yatırım programı bütçesinin en az yüzde 2’sini yapay zeka projelerine ayırma konusunda net bir hedef belirledik.” diye konuştu.
Kacır, böylece yenilikçi çözümlerin pilot aşamanın ötesine geçmesini, ölçek kazanmasını ve küresel ölçekte rekabetçi hale gelmesini amaçladıklarını aktardı.
Kamu alımlarının öngörülebilir düzenlemeler, finansmana ve teknolojiye erişimle desteklenen net ve uzun vadeli talep sinyalleri sağlayabileceğini belirten Kacır, bu dönüşümün kapsayıcı olmasının da sağlanması gerektiğini vurguladı.
Kacır, özellikle gelişmekte olan ekonomilerdeki KOBİ’lerin değişen standartları karşılamaları ve sürdürülebilir değer zincirlerine katılabilmeleri için desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
YEŞİL DÖNÜŞÜME 3 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE YATIRIM HEDEFİ
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda yeşil dönüşümü sanayi ve teknoloji politikalarının merkezine yerleştirdiğine işaret eden Kacır, “Yeşil dönüşüm programımız aracılığıyla, yeşil dönüşümü hedefleyen sanayi tesislerine teşvikler sağlayarak 3 milyar doların üzerinde yatırımı harekete geçirmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Kacır, Dünya Bankası ile yeşil dönüşümü, kaynak verimliliğini ve inovasyonu desteklemek amacıyla toplam 1 milyar dolar değerinde üç proje başlattıklarını belirtti.
Ayrıca Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ve Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile Türkiye Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu’nu kurduklarını kaydeden Kacır, platformun 2030’a kadar 5 milyar avronun üzerinde finansmanı harekete geçirmeyi hedeflediğini aktardı.
YENİ GÜNEŞ VE RÜZGAR ENERJİSİ KAPASİTESİNE HER YIL YAKLAŞIK 8 GİGAVAT EKLENİYOR
Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük güneş paneli üreticisi ve Avrupa’nın en büyük 5 rüzgar türbini üreticisinden biri olduğunu belirten Kacır, yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir kamu alımları süreçleriyle birlikte enerji politikasının merkezine yerleştirildiğini ifade etti.
Kacır, Türkiye’nin her yıl yaklaşık 8 gigavat yeni güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesi eklediğini kaydetti.
Bu çabaların Türkiye’nin ortak bir küresel sorunu ele alma konusundaki kararlılığını yansıttığını belirten Kacır, birbirine bağlı değer zincirlerinde ilerleme sağlanabilmesi için daha güçlü uluslararası işbirliğinin büyük önem taşımaya devam ettiğini, sürdürülebilirlik taahhütlerinin eylemlere dönüştürülmesine yönelik pratik bir katkı olarak Sürdürülebilir Kamu Alımları Uygulama Çerçevesi’ni memnuniyetle karşıladıklarını aktardı.
Kacır, “Ortak görevimiz, bu taahhütleri, her ölçekten işletme için fırsatları genişletirken aynı zamanda yatırımı, inovasyonu ve dayanıklılığı teşvik eden kamu alımı kararlarına dönüştürmektir.” dedi.
Türkiye’nin hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve özel sektörle işbirliği içinde katkı sunmaya hazır olduğunu kaydeden Kacır, sürdürülebilir kamu alımlarını kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmanın itici gücü haline getirmek için birlikte çalışma çağrısında bulundu.
Dünyanın gözü New York’ta! Türkevi’nde diplomasi rüzgarı: Erdoğan’dan kritik temaslar
Tom Barrack CNN Türk’e konuştu: Trump ve Erdoğan arasında çok iyi bir ilişki var…

İletişim Başkanı Duran: Bu 100. yıl, her iki ülke için stratejik bir dönüm noktası

İletişim Başkanı Duran, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında düzenlenen “100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri” başlıklı panelde, Türk-Amerikan diplomatik ilişkilerinin 100. yılına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Kritik bir tarihsel dönemeçten” geçildiğine ve bu dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerin çok önemli olduğuna dikkati çeken Duran, “Uluslararası sistemin bizzat yeniden şekillendiği bir dönemden geçmekteyiz. 2027 yılı, her iki ülkenin de uluslararası sistemdeki rollerini yeniden tanımladığı bir dönem olacaktır. Bu 100. yıl, kuşkusuz her iki ülke için de stratejik bir dönüm noktasıdır.” ifadesini kullandı.
İlginizi Çekebilir
MEVCUT ULUSLARARASI DÜZEN BİR KEZ DAHA YENİDEN YAPILANMA SÜRECİNDEN GEÇİYOR
Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin 1927’de başladığında yeni kurulan bir uluslararası sistemin içine doğduğunu anlatan Duran, “Yüz yıl sonra bugün, mevcut uluslararası düzen bir kez daha yeniden yapılanma sürecinden geçmektedir.” değerlendirmesini yaptı.
Duran, bugünün uluslararası düzeninde gücün birden fazla merkez arasında dağıldığını ve bölgesel aktörlerin her zamankinden daha fazla önem kazandığını vurgulayarak, ekonomik karşılıklı bağımlılıkların sürdüğünü ve jeopolitik rekabetin derinleştiğini kaydetti.
“Yeni güç siyaseti, teknolojik gelişmelere dayalı yeni meseleleri beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla ülkelerimiz tüm bu sistemik, bölgesel ve teknolojik dönüşümleri aynı anda yönetmek zorundadır.” diyen Duran, bu yönüyle Türkiye’nin hayati adımlar attığını belirtti.

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİN TARİHİ, GEÇEN YÜZYIL DÜNYA TARİHİNİN ÖZETİ NİTELİĞİNDE
Washington-Ankara ilişkilerinin önemini, “Türkiye-ABD ilişkilerinin tarihi, birçok açıdan geçen yüzyıldaki dünya tarihinin bir özeti niteliğindedir.” sözleriyle dile getiren Duran, iki ülke arasındaki ilişkinin, sürekli ve doğrusal bir ilerleme modelinden değil, ilişkinin işlevsel uyum sağlama kapasitesinden kaynaklandığını vurguladı.
Duran, değişen koşullara uyum sağlama yeteneğinin Türkiye açısından önemli bir güç kaynağı olduğunu anlatarak, 100 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin önceliğinin diplomatik normalleşme ve egemenliğinin tanınması olduğunun altını çizdi.
İki ülke arasındaki “stratejik dönüşümün” 2. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştiğini kaydeden Duran, “Savaş sonrası dönem, Türkiye-ABD ilişkilerinin dinamiklerini temelden değiştirmiştir. İlişki, diplomatik angajmandan stratejik bütünleşmeye doğru ilerlemiştir. Bu noktadan sonra Türkiye, Avrupa ve Akdeniz güvenlik ortamının parçası haline gelmiştir.” diye konuştu.
Soğuk Savaş boyunca hem Türkiye’nin hem de ABD’nin ortak stratejik tehditlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Duran, özellikle Kıbrıs sorunu ve savunma ilişkilerindeki krizler gibi konularda ciddi anlaşmazlıklar yaşandığını hatırlattı.
İletişim Başkanı Duran, “Lakin ittifaklar, her zaman tam bir mutabakat üzerine kurulmayabilir. Başarılı ittifaklar, görüş ayrılıklarını yönetmeye yönelik mekanizmalara sahiptir.” diyerek, ikili ilişkilerin sorunları çözme kapasitesine vurgu yaptı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE ABD BAŞKANI TRUMP ARASINDAKİ DOĞRUDAN DİYALOĞA İŞARET ETTİ
Türkiye ile ABD’nin en zorlu dönemlerde dahi diyaloğu sürdürmüş olmalarının, “Türkiye-ABD ilişkilerinin stratejik dayanıklılığının” bir göstergesi olduğunu ifade eden Duran, “Zaman içinde, ortak işbirliği alanlarımız kurumsallaşmış bir diyalog geleneğinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Bu diyalog, ilişkilerimizin geleceği açısından son derece önemlidir.” dedi.
Duran, Türk-Amerikan ilişkilerinde “güçlü siyasi irade ve liderler arasındaki diyaloğun” önemine işaret ederek, “Günümüzde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Donald Trump arasındaki doğrudan diyalog, yıllardır çözümsüz kalan meselelerde ilerleme kaydedilmesi için yeni bir alan açmıştır.” ifadesini kullandı.
İki liderin doğrudan temaslarının daha yapıcı bir ortamın oluşmasına katkı sağladığını söyleyen Duran, üst düzey siyasi liderliğin Türkiye-ABD ilişkilerindeki önemine dikkati çekti.
Duran, devletlerin ve uluslararası sistemlerin değiştiğini anlatarak, “Yeni yüzyıl, Türkiye ile ABD’nin birbirlerine ilişkin mevcut algılarını yeniden değerlendirmelerini gerektirmektedir.” dedi.
Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin “kriz yönetimi tarafından” şekillendirilemeyeceğini vurgulayan Duran, “Suriye, terörle mücadele ve savunma önemini koruyacaktır ancak stratejik bir ortaklık, aynı zamanda yeni işbirliği alanları da oluşturmalıdır.” diye konuştu.
Duran, yeni yüzyılda Ankara ile Washington arasında savunma sanayisi, enerji, ticaret, yatırım, ileri teknoloji, yapay zeka, akademi, bilim, tedarik zincirleri ve kritik mineraller gibi alanların işbirliğini şekillendiren kritik başlıklar olduğuna dikkati çekerek, “Stratejik ilişkiler, yalnızca görüş ayrılıklarını yönetmekle kalmamalı, aynı zamanda yeni fırsatlar da yaratmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Güçlü ortaklıkların, yetkin ortaklar gerektirdiğini ve modern ittifakların bağımlılık üzerine inşa edilemeyeceğini vurgulayan Duran, Türkiye’nin savunma sanayisi, askeri kapasitesi, diplomatik erişimi, enerji ve ulaştırma bağlantıları ile kriz yönetme kabiliyetinin çok önemli stratejik avantajlar olduğunun altını çizdi.

ANKARA NATO ZİRVESİ’NİN ÖNEMİNE VURGU
Duran, temmuzda Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin önemine işaret ederek, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve savunma sanayisi alanında daha derin işbirliği yapması gerektiğini kaydetti.
Türk-Amerikan ilişkilerinin, aynı zamanda toplumlar arasında bir ilişki olduğuna işaret eden Duran, “İkinci yüzyıl, yalnızca hükümetler tarafından inşa edilemez. Türk-Amerikan ilişkisi, aynı zamanda toplumlar arasındaki bir ilişkidir. ABD’de yaşayan Türk toplumu, ülkelerimiz arasında uzun yıllardır kalıcı bir köprü görevi görmektedir.” dedi.
Duran, Atlantic Records’un kurucusu Ahmet Ertegün’den Nobel Ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’a kadar ABD’deki Türk toplumunun kıymetli isimleri çıkardığını anımsatarak, birçok ismin Amerikan bilimine, kültürüne ve sanatına kalıcı katkılarda bulunduğunu söyledi.
Yeni bir yüzyıla girerken ikili ilişkilerin genel bir değerlendirmesini yapan Duran, “100. yılımız, 3 amaca hizmet etmelidir; geçmişin hafızasını korumak, bugün toplumlarımız arasındaki bağları güçlendirmek ve bu ilişkiyi önümüzdeki yüzyıla taşıyacak nesli hazırlamak.” ifadesini kullandı.
Duran, “Türkiye-ABD ilişkilerinin 2. yüzyılı, iyi niyetlerden daha fazlasını gerektirecektir. İhtiyaç duyduğumuz ilişki; akılcı, öngörülebilir ve tarafların birbirlerinin gerçeklerini açık biçimde tanımasına dayanan bir ilişkidir.” diye konuştu.
İletişim Başkanlığının 2027 yılı boyunca geniş kapsamlı birçok kültürel ve diplomatik etkinlik düzenleyeceğini anlatan Duran, “Bu etkinlikler aracılığıyla ülkelerimiz arasındaki dostluğu ve işbirliğini kutlamayı ümit ediyoruz.” dedi.

Servis çetesine darbe! Tehdit edip kabul etmeyince kundakladılar; 9 tutuklama

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Kağıthane’de meydana gelen 3 ayrı servis aracının ateşe verilmesi olayının aydınlatılmasına yönelik çalışma başlattı.
Yapılan incelemelerde, 14 Eylül’de Nurtepe Mahallesi’ndeki bir caddede bulunan servis aracının, 16 Eylül’de ise aynı firmaya ait 2 servis aracının yanıcı madde dökülerek yakıldığı belirlendi.

İŞİ BIRAKMASI İÇİN TEHDİT EDİLMİŞ
Çalışmalarda, uzun süredir bir okulun öğrenci servis hizmetini yürüten Y.Y.’nin (66), başka bir firma yetkilisi tarafından aranarak servis işini bırakması yönünde tehdit edildiği, servis araçlarının da bu nedenle yakıldığı tespit edildi.

9 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Asayiş Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışmasında olaylarla bağlantılı 12 şüpheli belirlendi.

Şüpheliler, 16 Eylül’de Esenyurt’ta saklandıkları hücre evine düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından 20 Eylül’de adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 9’u çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Servis araçlarının ateşe verildiği anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Usulsüz Türk vatandaşlığı kazanma soruşturması: Binlerce kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi veya geri alındı
Kadir İnanır’ın miras tartışmasında yeni gelişme! Levent İnanır’dan şiddet açıklaması: Kesinlikle kabul etmiyorum…

Nepal’deki sel felaketinde ölü sayısı artıyor! ’10 bine ulaşması bekleniyor’

Nepal Ulusal Afet Riskinin Azaltılması ve Yönetimi Kurumu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından sele ilişkin son durumu açıkladı.
Ülkede meydana gelen selde hayatını kaybedenlerin sayısının 1451’e yükseldiği belirtilen açıklamada, toplam kayıp sayısının 5 bin 745 olduğu kaydedildi.
Açıklamada, selden etkilenen 13 bin 784 kişinin kurtarıldığı aktarıldı.
“NİHAİ ÖLÜ SAYISININ 10 BİNE ULAŞMASI BEKLENİYOR”
The Indian Express gazetesinin haberine göre, resmi ziyaret dolayısıyla Yeni Delhi’de bulunan Nepal Maliye Bakanı Swarnim Wagle, burada sel felaketine ilişkin açıklamada bulundu.
Wagle, sel felaketindeki nihai ölü sayısının, 2015 depremiyle aynı seviyeye, yani 10 bine ulaşabileceğini söyledi.
İlginizi Çekebilir
UZMANLAR, BUZUL ÇÖKMESİNE İŞARET EDİYOR
Nepal’in Rasuwa bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen sel nedeniyle düzinelerce köprünün yıkıldığı, yolların hasar gördüğü ve arama kurtarma çalışmaları için helikopterlerin sevk edildiği bildirilmişti.
Sel öncesi bölgede ilk olarak deprem meydana geldiğini açıklayan ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, verilerini güncelleyerek 5,2 büyüklüğündeki sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu ifade etmişti.
Merkezi Katmandu’da bulunan Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezi’nde görevli uzmanlar, selin bölgedeki dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığ nedeniyle meydana geldiğini belirtmişti.
Tom Barrack CNN Türk’e konuştu: Trump ve Erdoğan arasında çok iyi bir ilişki var

Petrol fiyatlarında BM etkisi! ABD-İran hattında diplomasi beklentileri Brent petrolü 100 doların altına çekti

Dün 105 dolara kadar yükselen Brent petrolün vadeli varil fiyatı, günü 103,87 dolardan tamamladı. Brent petrolün kasım vadeli varil fiyatı, bugün saat 17.49 itibarıyla kapanışa göre yaklaşık yüzde 4 azalarak 99,75 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün kasım vadeli varil fiyatı da 92,14 dolardan alıcı buldu.
Fiyatlardaki düşüşte, BM Genel Kurulu kapsamında yapılacak diplomatik temasların Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin azaltılmasına katkı sağlayabileceği ve ABD ile İran arasındaki müzakerelerin yeniden başlamasının önünü açabileceği beklentileri etkili oluyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın BM Genel Kurulu kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olduğunu belirtmesi, piyasalarda taraflar arasındaki çatışmaların hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.
İlginizi Çekebilir
ABD ile İran arasındaki gerilimin azalabileceğine yönelik beklentiler, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki petrol sevkiyatlarına ilişkin arz endişelerini hafifleterek fiyatlar üzerindeki jeopolitik risk priminin azalmasına katkı sağlıyor.
Dünyanın en önemli diplomatik buluşmalarından biri olarak nitelendirilen ve çok sayıda ülkenin liderini bir araya getiren Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 81. oturumu, 22 Eylül’de New York’ta başlayacak.
Bu yıl “Güveni Yeniden Tesis Etmek, Dönüşümü Yönetmek: Herkes İçin Sonuç Üreten BM” temasıyla toplanan Genel Kurul’a 150’den fazla devlet ve hükümet başkanının yanı sıra çok sayıda cumhurbaşkanı yardımcısı, başbakan yardımcısı, bakan ve diğer üst düzey hükümet yetkililerinin katılması bekleniyor.
Bu kapsamda İran ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yanı sıra Gazze, Rusya-Ukrayna Savaşı ve diğer bölgesel çatışmaların gündemde öne çıkacağı değerlendiriliyor.
Bunun yanı sıra, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasına yönelik diplomatik çabalar da fiyatların düşüşünde etkili oluyor.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, yerel medyaya yaptığı açıklamada, yaklaşık iki haftadır Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerin yeniden başlaması için farklı fikirler üzerinde çalışıldığını belirtti.
Katar’ın arabuluculuk ekibinin görüşmelerin yeniden başlaması olasılığını değerlendirmek üzere Tahran ve Washington ile temaslarını sürdürdüğünü aktaran Ensari, ekibin ilerleme sağlanması amacıyla farklı başkentler arasında diplomatik temaslarda bulunduğunu ifade etti.
Washington’un anlaşmaya varma isteğine ilişkin açıklamalar, ABD-İran geriliminin hafifleyebileceği ve bölgedeki arz risklerinin azalabileceği beklentilerini güçlendirerek petrol fiyatlarının aşağı yönlü hareketini destekledi.
Bununla birlikte, Trump’ın hafta sonu Yemen’deki İran destekli Husilere yönelik hava saldırısı düzenlenmesini değerlendirdiğini ancak şimdilik bu adımdan vazgeçtiğini bildirmesi de jeopolitik risk algısını azaltarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Avrupa Birliği’nden Google’a 403 milyon avroluk veri cezası

SUUDİ ARABİSTAN’IN HAM PETROL İHRACATI TOPARLANIYOR
Bunun yanı sıra Yemen’deki Husilerin Suudi Aramco’nun Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na yönelik saldırılarının ardından şirketin Hürmüz Boğazı üzerinden ihracatını artırması da piyasalardaki arz endişelerini hafifletti.
Uluslararası haber kaynaklarında Kpler’e dayandırılarak aktarılan geçici verilere göre, Suudi Arabistan’ın ham petrol ihracatı ağustosta 2013’ten bu yana en düşük seviye olan günlük 2,4 milyon varile gerilemesinin ardından eylülde şu ana kadar günlük 4 milyon varilin üzerine çıktı.
JPMorgan analistleri de 18 Eylül tarihli değerlendirmelerinde, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’ndaki kesintiye rağmen Orta Doğu’dan petrol akışlarının güçlü seyrettiğine dikkati çekti.
Analistler, bölgedeki toplam petrol akışının son 10 günde günlük ortalama 17,1 milyon varil olduğunu ve bunun 2025 ortalamasının yalnızca günlük 6,1 milyon varil altında kaldığını belirtti.
FED’İN İLAVE FAİZ ARTIŞI YAPABİLECEĞİ BEKLENTİLERİ FİYATLARI BASKILIYOR
ABD Merkez Bankasının (Fed) geçen hafta Temmuz 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmesinin ardından, yıl sonuna kadar ilave bir faiz artışı yapabileceğine yönelik beklentiler petrol fiyatları üzerinde baskı oluşturmayı sürdürüyor.
ABD’de yükselen enerji maliyetlerinin Fed’e yönelik “şahin” beklentileri güçlendirmesi, ekonomik aktivite ve petrol talebinin yavaşlayabileceği öngörülerini destekliyor. Ayrıca, sıkı para politikası beklentilerinin doları güçlendirmesi de petrolü diğer para birimlerini kullanan alıcılar için daha pahalı hale getirerek fiyatları aşağı yönlü baskılıyor.
Sınır hattında gerilim tırmanıyor! Pakistan’dan Afganistan’a hava saldırısı: 28 ölü

Yemen’de patlama! Halk pazarı balistik füzeyle hedef alındı

Yemen’deki yerel kaynaklar, Babulmendeb yakınlarındaki Taiz kentine bağlı Zu Bab bölgesinde bulunan halk pazarının balistik füzeyle hedef alındığını aktardı.
Yerel kaynaklar, saldırının ardından bölgede panik yaşandığını belirtirken, olayda ölen veya yaralananlara ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, kalabalıkların bulunduğu halk pazarında şiddetli bir patlama meydana geldiği görülüyor.
İlginizi Çekebilir
Görüntülerde patlama esnasında pazar çevresinde çok sayıda kişinin bulunduğu, ardından bölgeyi yoğun bir duman ve toz bulutunun kapladığı görülüyor.
Yemen hükümetine yakın basın kaynakları İran destekli Husilerin pazarı füzeyle hedef aldığını yazdı.
Husilere yakın sosyal medya hesapları ise saldırının hava saldırısı olduğunu ileri sürdü.
Söz konusu hesaplarda, Babulmendeb bölgesindeki halk pazarının hava saldırısıyla hedef alındığı savunularak saldırıya ilişkin görüntüler paylaşıldı.
Petrol fiyatlarında BM etkisi! ABD-İran hattında diplomasi beklentileri Brent petrolü 100 doların altına çekti

Somali’den Türkiye’ye teşekkür

Somali Savunma Bakanı Ahmed Moallim Fiqi, ülkesinin silahlı kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına ve güvenliğinin sağlanmasına verdiği destek dolayısıyla Türkiye’ye teşekkürlerini iletti.
Somali Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Fiqi, Türkiye’nin ülkedeki askeri eğitim üssü TURKSOM’un komutanı Tuğgeneral Sabahattin Kalkan başkanlığındaki Türk askeri heyetini makamında kabul etti.
Yunanistan’ın İsrail ve Türkiye denklemi! İşte son anketten çıkan sonuç
Görüşmede, Somali ile Türkiye arasındaki savunma işbirliğinin güçlendirilmesi, Somali Milli Ordusu mensuplarının eğitilmesi ve ordunun kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı.
TURKSOM ÖNEMLİ ROL ÜSTLENİYOR
Fiqi, TURKSOM’un Somali askerlerinin eğitimi ve mesleki becerilerinin geliştirilmesinde önemli rol üstlendiğini belirtti.
Somali ordusunun yeniden yapılandırılması ile ülkenin güvenlik ve istikrarının sağlanmasına sunduğu sürekli destek dolayısıyla Türkiye’ye teşekkür eden Fiqi, iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin önemine dikkati çekti.
Avrupa Birliği’nden Google’a 403 milyon avroluk veri cezası
Türkiye, TURKSOM’daki eğitim faaliyetleriyle Somali güvenlik güçlerinin kapasitesinin geliştirilmesine destek veriyor.