Bakan Uraloğlu’ndan bölgesel diplomasi vurgusu: Bütün taraflarla görüşebilen tek lider Erdoğan’dır

Bakan Uraloğlu'ndan bölgesel diplomasi vurgusu: Bütün taraflarla görüşebilen tek lider Erdoğan'dır

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “İran-İsrail/ABD savaşı, çatışması gündemde. Bütün taraflarla görüşebilen, aynı şekilde Rusya-Ukrayna Savaşı’nda bütün taraflarla görüşebilen bir lider varsa o da Recep Tayyip Erdoğan’dır.” dedi.

İlginizi Çekebilir

Kentteki programları kapsamında AK Parti Isparta İl Başkanlığını ziyaret eden Uraloğlu, İl Başkanı Furkan Cem Er ve parti üyelerince karşılandı.

Bakan Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2-3 gün önce Birleşmiş Milletler’de (BM) yaptığı konuşmanın kendilerini gururlandırdığını söyledi.

BM’de “Recep Tayyip Erdoğan ne diyecek?” diye herkesin ekranlara kilitlendiği bir süreç yaşandığını belirten Uraloğlu, “O diyor ya, ‘Bana sizler gibi yol ve dava arkadaşları nasip ettiği için Rabb’ime ne kadar şükretsem azdır.’ Biz de böyle bir lideri Allah bizlere nasip ettiği için ne kadar şükretsek azdır, ne kadar gurur duysak azdır.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde 24 yılda ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptıkları bilgisini paylaşan Uraloğlu, şöyle konuştu:

“Gerçekten çok büyük bir rakam. Bölünmüş yollardan demir yollarına, hava meydanlarından haberleşmeye gün geçmiyor, hafta geçmiyor ki bir açılış yapmayalım. Haberleşme noktasında birçok işi yapmışız. Bölünmüş yolu 6 bin kilometreden 30 bin kilometreye yükseltmişiz. Havalimanı sayımızı 26’dan 58’e yükseltmişiz. Dünyada 356 noktaya uçabilen bir Türkiye var. Demir yollarında birçok iş yaptık. Sizin yetiştirdiğiniz evlatlar, mühendis kardeşlerimiz Türkiye’nin yerli ve milli elektrikli trenini ürettiler. Raylara indirdiler, test ediyoruz. İnşallah bu senenin sonu itibarıyla da seri üretime başlamış oluyoruz. Türksat 6A uydusu yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla hizmet ediyor. Sadece bize değil, dünyaya hizmet ediyor. Aynı şekilde 7A uydusunu şimdi yeni yapmaya başlıyoruz.” diye konuştu.

“IRAK’TAKİ SİNCAR’IN BOŞALTILMASI GÜNDEMDE”

“Terörsüz Türkiye” sürecine değinen Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanımızın böyle ilmek ilmek ördüğü, bir devlet aklıyla, sabırla ne zaman ne yapılacağını iyi ölçtüğü bir süreç. Gerçekten çok iyi bir lider, çok iyi bir siyasetçi, başlatmış olduğu Terörsüz Türkiye ve Cumhur İttifakı olarak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de çok net bir şekilde katkı sağladığı, süreci desteklediği, beraberce yürütmüş oldukları sürecin bakın nerelere geldiğini görüyoruz. Bugün artık Irak’taki Sincar’ın boşaltılması gündemde. Devamı da gelecek. Biz zaten Kürt kardeşlerimizle, Arap kardeşlerimizle, Çerkez’le, her kim varsa bizim zaten hiçbir problemimiz olmamış. Birileri bu süreçleri zehirlemeye çalışmışlar mesela, birileri istiyor ki şehit cenazeleri gelmeye devam etsin, onun üzerinden siyaset yapsınlar.”

Bakan Uraloğlu, Türkiye olarak safları sıklaştırdıklarını, coğrafyada her geçen gün daha fazla barışa yaklaşıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“İran-İsrail/ABD savaşı, çatışması gündemde. Bütün taraflarla görüşebilen, aynı şekilde Rusya-Ukrayna Savaşı’nda bütün taraflarla görüşebilen bir lider varsa o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Orada da Cumhurbaşkanımız gayret ediyor. İnşallah orada bir an önce hem de İran savaşı bir an önce bitmiş olur. Bizim gönlümüzdeki yara olan Filistin, Gazze konusu, Cumhurbaşkanımızın bütün dünyaya hitap ettiği Birleşmiş Milletler’de ancak bu kadar söylenilebilirdi.”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak çok güzel köprüler, tüneller yaptıklarını anlatan Uraloğlu, “Allah’ın izniyle inşallah yapılacak olan ilk seçimde Sayın Cumhurbaşkanımızı tekrar Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olarak seçeceğiz.” ifadesini kullandı.

Uraloğlu, Isparta’nın gündeminin Dereboğazı Yolu olduğunu aktararak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ben Dereboğazı Yolu’nu birkaç defa gittim, geldim. Bazı düzeltmeler yaptık. Yapılabilir hale getirdik. En son Genel Müdürümüzü heyetiyle beraber yolladık. Bütün incelemeleri yaptık. Zaten belli çalışmalar devam ediyor. Geldiğimiz noktada kalan işin de bir an önce ihale edilmesi noktasında artık istişaremizi yaptık. Şimdi ihale çalışmalarını başlatıyoruz. Keşiftir vesaire başlatıyoruz. 2027’nin hemen başında ihalesini yapıyoruz.”

Bolu Belediyesine yönelik “irtikap” davası! Tanju Özcan’a 217 yıl hapis talebi
İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için şartını açıkladı! 7 günlük plan masada
  • İlgili Gönderiler

    Uganda’nın içindeki Buganda! Kağıt üzerinde ‘anayasal demokrasi’ pratikte 5 krallık

    Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Geçtiğimiz günlerde Uganda’nınTooroKrallığı’nda hayatını kaybeden KralOyo’nunardından halefin belirlenmesi süreci; Londra’da amatör futbol oynayan 36 yaşındaki kaleci GeorgeDesmondKamurasi’ninkendisine teklif edilen tahtı reddetmesi ve kraliyet ailesinin komitenin seçtiği ikinci adayı da geri çevirmesiyle birlikte bir krize dönüşmüştü. Yaşanan bu kriz, bazı uluslararası kurumlar ve siyaset bilimciler tarafından tartışmalı görülüyor olsa da kâğıt üzerinde anayasal demokrasi ile yönetilen Uganda’da böyle bir krizin nasıl yaşanabildiği sorusunu gündeme getirmişti. Peki bu nasıl mümkün oldu?
    Alıntı Metni
    KENDİ MECLİSLERİ BULUNUYOR
    Uganda’da devlet tarafından resmî olarak tanınan 5 ana krallık; siyasi yetkisi, kamu bütçesi yönetimi, ordusu veya yasa çıkarma gücü bulunmayan, tamamen kültürel, sosyal ve sembolik kurumlar olarak biliniyor. Anayasa gereği siyaset yapmaları veya seçimlere müdahale etmeleri yasak olan bu krallıklar; kendi bünyelerindeki geleneksel meclisleri, vakıfları ve sahip oldukları arazi gelirleriyle eğitim, sağlık ve turizm alanlarında faaliyet gösteriyor; yerel arazi ve miras anlaşmazlıklarında geleneksel arabuluculuk rolü üstleniyor ve temsil ettikleri kabilelerin dil ile kültürlerini koruma görevini yürütüyor. Günümüzde Uganda içindeki gelenekler sebebiyle ülke içindeki varlığını sürdüren en büyük krallık olanBugandaKrallığı’nın temellerinin atıldığı döneme ilişkin yazılı bilgiler bulunmuyor. Ancak tarihçiler, en güçlü grubun çevresindeki diğer grupları zamanla kendisine dâhil ederek bir krallığa evrildiğini düşünüyor. Ugandalı tarihçiSemakulaKiwanuka, konuya ilişkin konuşmasında sözlü geleneklere göre bu birleşmenin temellerini Kral KatoKintu’yaatfettiğini ancak tarihte gerçekten böyle birinin yaşayıp yaşamadığının bilinmediğini ifade etti.
    Dolabın içindeki pipolu bir Türk mü? Yenemediği kimse yok: İlk satranç otomatı yangında kül oldu

    Alıntı Metni
    BAĞIMSIZLIĞIN ARDINDAN YETKİLERİ KISITLANMIŞ ÖZERKLİK VERİLDİ
    İngiliz sömürge döneminde Uganda’daki krallıklar, İngiltere’nin “dolaylı yönetim” stratejisi doğrultusunda farklı idari süreçler yaşadı: İngiliz yönetimiyle anlaşma sağlayanBugandaKrallığı, 1900 Anlaşması ile geniş idari özerklik ve toprak mülkiyeti elde ederek sömürge bürokrasisinde etkin rol üstlendi; sömürge yönetimine karşı askerî direnç gösterenBunyoroKrallığı ise çatışmalar sonucunda yenilgiye uğratılarak topraklarının bir kısmını kaybetti ve idari kısıtlamalara tabi tutuldu. Güvenlik ve özerklik arayışındakiTooroveAnkolekrallıkları anlaşmalar yoluyla İngiliz korumasını kabul ederken parçalı kabile yapısına sahip olanBusogabölgesindeki şeflikler ise merkezi idareyi kolaylaştırmak amacıyla tek bir idari çatı altında toplandı. Bu farklı sömürge uygulamaları, bölgeler arasında sosyoekonomik ve siyasi dengesizliklerin oluşmasına zemin hazırladı.
    İngiltere 1962’de çekildiğinde,BugandaKrallığı’nın sömürge döneminde elde ettiği idari ve ekonomik ayrıcalıklar diğer bölgeler ve etnik gruplar arasında huzursuzluk yarattı. Başbakan MiltonObote, 1966 yılında yaşanan siyasi krizin ardından askerî güç kullanarakBugandaSarayı’nı bastı; Kral II.Mutesasürgüne kaçmak zorunda kaldı ve 1967 Anayasası ile ülkedeki tüm geleneksel krallıklar tamamen lağvedilerek mülklerine devlet tarafından el konuldu. İkinci aşama, 1986’da iktidara gelen Devlet BaşkanıYoweriMuseveni’nin1993 yılında kabul ettiği yeni yasal düzenlemeyle başladı.Museveni, toplumsal uzlaşı sağlamak ve yerel desteği arkasına almak amacıyla krallıkların yeniden kurulmasına izin verdi; ancak bu yapıların siyasi parti kurması, seçimlerde aday desteklemesi, kamu bütçesi kullanması veya ordu/polis gücü bulundurması anayasal olarak yasaklandı.
    Alıntı Metni
    ‘Vanlı Kara Haydar’a ikinci operasyon! Arabalardan servet çıktı
    Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı Milliyet’e konuştu! Willock transferi için açıklama: İmza atacağım…

    Rumların BM oyunu

    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), Birleşmiş Milletler’deki tüm daimi temsilciliklere ve daimi gözlemci misyonlarına mektup göndererek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temsilcileriyle temas kurulmaması çağrısı yaptığı ortaya çıktı.
    KKTC basınının yanı sıra “Cyprus Mail” gazetesinde de yer bulan haberlere göre, GKRY’nin BM Daimi Temsilciliği, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York’ta bulunan diplomat ve hükümet temsilcilerinden Kıbrıslı Türk temsilcilerle görüşmekten kaçınmaları çağrısı yaptı. Cyprus Mail’in gördüğünü belirttiği mektupta, KKTC için “ayrılıkçı oluşum” nitelemesi yapılırken, Kıbrıs Türk temsilcilerin New York’ta üst düzey yetkililerle temaslarda bulunmaya çalıştıkları yönünde bilgi edinildiği ifade edildi.
    Rum tarafı, bu girişimlerin “ayrılıkçı politikaların yayılması” amacı taşıdığını iddia ederken, BM Güvenlik Konseyi kararları gerekçe gösterilerek, BM üyesi ülkelerin daimi temsilcilikleri ile gözlemci misyonlarından Kıbrıs Türk tarafının temsilcileriyle görüşmemeleri istendi.
    Skandal ifadeler
    Cyprus Mail’in haberine göre, mektupta KKTC için “ayrılıkçı entite” ifadesi kullanılırken, Kıbrıs Türk tarafının temaslarının “ayrılıkçı politikalarını teşvik etme” amacı taşıdığı iddia edildi. Mektupta, şu ifadeler dikkat çekti:
    “Yukarıda belirtilenler ışığında ve ayrılıkçı entitenin temsilcilerinin, üst düzey yetkililerin oradaki varlığından yararlanarak ayrılıkçı politikalarını teşvik etmek amacıyla şu anda New York’ta görüşmeler talep ettiklerine ilişkin bilgiler doğrultusunda, Kıbrıs Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları uyarınca, Daimi Temsilciliklerden ve Daimi Gözlemci Misyonlarından söz konusu temsilcilerle herhangi bir temas veya toplantı gerçekleştirmekten kaçınmalarını saygıyla talep eder.”
    Temaslar sürdü
    Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile New York’ta bulunan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dânâ’nın, bir dizi diplomatik temasta bulunduğu bildirildi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, New York’ta, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi. Görüşme sonrası Kıbrıs Bayrak Televizyonuna canlı yayına çıkan Erhürman, görüşmede güven yaratıcı önlemlere odaklanıldığını ifade etti. Erhürman, bunların arasında geçiş noktaları, mayınlardan arındırma, afetlere müdahale ve düzensiz göçle mücadele mekanizmaları, sivil toplumla ilgili koordinasyon kurulması, spor faaliyetleri ve doğan çocuklara Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığı hakkı tanınması gibi 7 madde üzerinde konuştuklarını anlattı. Erhurman, “Biz güven yaratıcı önlemler üzerine çalışırken, tam da aynı dönemde Rum tarafının mevcut güveni daha fazla aşındıran yaklaşımıyla karşı karşıya kalıyoruz” dedi.
    Erhürman ayrıca BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar, İslam İş Birliği Teşkilatı Genel Sekreteri İsmail Vild eş-Şeyh Ahmed ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.
    Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dânâ’nın da, Siyasi Konular ve Barışı İnşa İşlerinden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary A. DiCarlo, Kıbrıslı Rum muhatabı Menelaos Menelau ve BM Genel Sekreteri Yardımcısı Rosemary A. Dicarlo ile görüştüğü bildirildi.
    İkinci bir kriz daha
    KKTC ile Rum Kesimi arasında, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile üçlü görüşme konusunda bir başka kriz daha yaşandı. Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in New York’taki temaslarının ardından yaptığı açıklamalar, kendi ülkesinin basınında BM Genel Sekreteri Guterres’in üçlü görüşme istediği, Türk tarafının yanıtının beklendiği, hatta olumsuz karşıladığı yönünde bir tablo yarattı. Ancak KKTC basını, diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında, BM’nin programında böyle bir toplantı bulunmadığını, Guterres’in yeni bir görüşme için henüz yeterli ilerleme sağlanmadığı görüşünde olduğunu yazdı. Diplomatik kaynakların, Guterres’in New York’taki temaslar sırasında 2+1 formatında üçlü görüşme yapılması yönünde herhangi bir teklif sunmadığını kaydedildi….

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırdın

    ABD’deki fırtına uçuşları etkiledi: 400 sefer iptal oldu

    ABD’deki fırtına uçuşları etkiledi: 400 sefer iptal oldu

    Adana’da yolcu otobüsü kazasında 11 yaralı

    Adana’da yolcu otobüsü kazasında 11 yaralı

    Uganda’nın içindeki Buganda! Kağıt üzerinde ‘anayasal demokrasi’ pratikte 5 krallık

    Uganda’nın içindeki Buganda! Kağıt üzerinde ‘anayasal demokrasi’ pratikte 5 krallık

    Beyoğlu’nda fuhuş pazarlığı dronla tespit edildi

    Beyoğlu’nda fuhuş pazarlığı dronla tespit edildi

    Rumların BM oyunu

    Rumların BM oyunu

    Almanya’yı karıştıran Türk kadın! Lüks araçlarına el konuldu

    Almanya’yı karıştıran Türk kadın! Lüks araçlarına el konuldu