Hep şunu söylüyorlardı:
– Gelip geçicidir bu. Geçecek geçecek.
– Kısa bir sürede merkez sağ seçmen kafayı kaldıracak.
– Her şey yine eskisi gibi olacak.
*
Aradan zaman geçti.
Bu sefer de Erdoğan için bitiş senaryoları yazmaya başladılar:
– Erdoğan asla kalıcı olamaz.
– İlk yenilgisinde… Partisi Özal’ın ANAP’ı gibi olur, Demirel’in DYP’si gibi olur.
– Erdoğan bir yenilsin… AK Parti diye bir parti kalmaz ortada.
*
Baktılar adam yenilmiyor.
Baktılar partisi kökleşiyor.
Bu sefer de tarihin ünlü diktatörlerinden Franco’dan söz etmeyi akıllarına getirdiler.

*
Bakınız, Ertuğrul Özkök’ün şu sözleri:
*
“Bu dönemler geçecek. Bir gecede gitti 30 yıllık Franco diktatörlüğü. Öldüğü gece İspanya’da rejim değişti ya!”
*
Ertuğrul Özkök’ün Franco ile aynı kategoride olduğunu ima ettiği Erdoğan…
Daha üç yıl önce kıran kırana yapılan bir seçimde ikinci tura kalmış, ancak ikinci turda seçilebilmişti.
*
Bırak birinci turu / ikinci turu falan…
Franco denilen adam, 36 yıllık iktidarı boyunca bir kez olsun seçim yapmamış, bir kez olsun seçimle gelmemiştir.
*
Üstelik insanlık düşmanı bir katliamcıdır Franco. Diktatörlüğü boyunca sayısız katliama imza atmıştır.
*
Bu açılardan bakıldığında Özkök’ün yaptığı… Nefrete yenik düşmüş bir siyasal şuursuzluktan başka bir şey değil.
Franco ile Erdoğan’ı aynı cümle içinde zikretmek için hakkaniyetsizliğin nirvanasına ulaşmak gerekir.
*
Peki Ertuğrul Özkök, neden Franco’nun öldüğü geceyi hatırlatıyor?
*
Çünkü artık o bile anladı:
Erdoğan her defasında seçimle, sandıkla, halkı ikna ederek iktidara gelebiliyor. Yani Erdoğan’ı seçimle, sandıkla, halkı ikna ederek gönderemeyecekler.
Bu yüzden Erdoğan’ın gitmesi için geriye sadece ölmesi kaldı. Bu yüzden oturmuş, ölüm bekliyor Özkök.
*
Bir insanın ömrünü tayin eden ancak Allah’tır ama yine de şu tuhaflığa değinmemek elde değil:
– Ertuğrul Özkök’ün yaşı 79.
– Tayyip Erdoğan’ın yaşı 72.
İnsan bari yaşına münasip beklenti geliştirecek denli şuur sahibi olur yahu.

ENGİNYURT’A ALKIŞ DİKBAYIR’A AUUUU
Ümit Dikbayır’ın AK Parti’ye geçeceği konuşuluyor.

*
Bazıları Ümit Dikbayır’ın AK Parti karşıtı sözlerini ortaya dökerek…
“Neler neler söylüyordu AKP’ye. Çok Atatürkçü geçiniyordu. Şimdi AKP rozetini takıyor” falan diyorlar.
*
Bunu söyleyenler, Cemal Enginyurt için hiçbir zaman…

“Neler neler söylüyordu Özgür Özel için, Ekrem İmamoğlu için. Erdoğan’ı göklere çıkarıyordu. Bir anda Özelci, İmamoğlucu oluverdi” demediler.
*
İşte biraz da bunun için…
Ümit Dikbayır için söylediklerinin pek bir kıymeti olmuyor, olamıyor.
HASAN CEMAL NE İSTİYOR BİZDEN
PKK’nın elinde silah varken… PKK vurup kırarken… PKK dağdayken…
Bizim Hasan Cemal…
PKK’lılarla fotoğraflarını yayımlamaktaydı.
*
PKK elindeki silahları bırakırken… PKK kendini feshederken… PKK biterken…
Bizim Hasan Cemal…
Terörle mücadele etmiş askerlerle fotoğraflarını yayımlıyor.
Terörle mücadele eden askerlerin açıklamalarını bakın nasıl başlık yapmış son yazısına Hasan Cemal:
*
“Çok şehit verdik, çoğu kucağımda öldü. Kimse unutmasın kahraman vatan evlatlarını. Ne İstiklal Savaşı’mız unutulsun, ne Güneydoğu’da teröre karşı mücadele.”
*
PKK varlığını sürdürürken…
DEM’den aday olmaya çalışıyordu Hasan Cemal.
PKK varlığını feshederken…
Zafer Partisi’ne yazılacak galiba.

İBADET DE GİZLİ / KABAHAT DE GİZLİ
Bu sözü ilk kim söylemiş bilmiyorum ama feci yanlış bir şey söylemiş.
*
Kabahati gizlemeye gerek duymanın insandaki utanma duygusuyla ilişkili olduğunu söyleyebiliriz.
*
Peki ama ibadeti niye gizliyoruz? Bunun nedeni nedir?
Ne yani?
İbadet eden çok kötü bir şey mi yapıyor ki gizli tutsun yaptığını? İbadet, bir kötü örneklik midir ki gizli tutulacak?
*
“İbadet de gizli / Kabahat de gizli şekerim” sözünün asıl amacı galiba şu:
*
İbadeti kabahat derecesine indirip…
İbadeti, tıpkı kabahat gibi görünür olmaktan çıkarmak.

DİNİN SİYASETE ALET EDİLMESİ NEDİR
İbadet etmeyi günlük yaşamının bir parçası hâline getirmiş bir siyasetçinin, siyaset arenasında ibadetleriyle gündeme gelmesi…
Dini siyasete alet ettiği anlamına gelmez.
*
Dini siyasete alet etmek şöyle bir şeydir:
*
Günlük hayatında ibadetin kıyısından bile geçmeyen bir siyasetçinin…
“Dur ben şimdi bir namaz kılayım, belki ahalinin hoşuna gider” diyerek siyaset sahnesinde tiyatro çevirmesidir.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik ajanslar üzerinden otomatik olarak çekilmiştir. Sitemiz 5651 sayılı kanun kapsamında “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. Telif hakları veya diğer yasal talepleriniz için iletisim@temelhaber.com.tr üzerinden bize ulaşabilirsiniz.







