Lübnan Sağlık Bakanlığı yeni rakamları duyurdu! İsrail saldırılarında 3 bin 613 ölü, 11 binden fazla yaralı

Lübnan Sağlık Bakanlığı yeni rakamları duyurdu! İsrail saldırılarında 3 bin 613 ölü, 11 binden fazla yaralı

İsrail ordusu, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana düzenlediği saldırılara ilişkin ölü ve yaralı sayısına dair son verileri paylaştı.

Buna göre, söz konusu dönemde İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 20 artarak 3 bin 613’e yükseldi, 11 bin 72 kişi de yaralandı. Sağlık Bakanlığı, dünkü açıklamasında, İsrail’in 2 Mart’tan itibaren Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 3 bin 593 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Türkiye, Fransa’nın kalesini elinden alıyor! Paris’ten itiraf

İSRAİL’İN LÜBNAN’A SALDIRILARI VE ATEŞKES

İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington’daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran’da İsrail ve Lübnan’ın, Hizbullah’ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri’nin güneyinden çekmesi şartıyla “geniş kapsamlı ateşkes” konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.

Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye çözüm için yardıma hazır
  • İlgili Gönderiler

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye çözüm için yardıma hazır

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore ziyareti kapsamında JTBC TV’ye mülakat verdi. Türkiye ve Güney Kore’nin Kore Savaşı’ndan bu yana müttefik olduğuna ve işbirliğinin 2012’de stratejik düzeye yükseltildiğine işaret eden Fidan, “Dolayısıyla kurumsal olarak stratejik bir işbirliği mekanizmamız var. Her geçen yıl, her iki tarafta başa gelen yönetimler, bence her alanda işbirliğini ilerletmek için ellerinden geleni yapıyorlar.” dedi.
    Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 24 yıldır Güney Kore ile her düzeydeki işbirliğine büyük önem verdiğini dile getirerek, tarafların karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlattı.
    Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un geçen yıl Türkiye’yi ziyaretinin halihazırda iyi olan ilişkileri daha da ilerletmek için bir dönüm noktası olduğunu belirten Fidan, “Her iki tarafın liderleri bir araya gelerek, işbirliğinin düzeyini ve günümüz dünyasının gerekliliklerini gözden geçiriyorlar. Böylece, hangi alanlarda ve nasıl ilişkiler kurmamız gerektiği konusunda güncelleme yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.
    “HER İKİ TARAF DA ŞU ANDA SİNOP NÜKLEER SANTRALİ KONUSUNDA OLASI BİR İŞBİRLİĞİNİ GÖRÜŞMEYE BAŞLADI”
    Fidan, ticaret, savunma sanayii ve teknoloji alanlarında işbirliğinin “doğru yolda” olduğu değerlendirmesinde bulunarak, küresel zorluklar konusunda da giderek daha fazla fikir alışverişinde bulunduklarına işaret etti.
    “Her iki taraf da şu anda Sinop Nükleer Santrali konusunda olası bir işbirliğini görüşmeye başladı” diyen Fidan, 2008-2009 döneminde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile çalışırken bu proje üzerinde görevli olduğunu ve Kore Elektrik Enerjisi Kurumuyla (KEPCO) ileri düzeyde bir işbirliği yapmak istediklerini, ancak projenin sonuca varamadığını söyledi.
    Fidan, bu sefer ortak projeyi gerçekleştirebileceklerini umduğunu belirterek, Kore teknolojisinin Türkiye’deki nükleer santral inşaatlarında önemli bir rol oynamasını istediklerini vurguladı.
    ABD-İRAN GÖRÜŞMELERİ
    “ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde İran ile bir mutabakat zaptının bir hafta içerisinde imzalanabileceğini belirtti. Bu zaman çizelgesine ilişkin değerlendirmeniz nedir?” sorusunu cevaplayan Fidan, şunları söyledi:
    “Ben iyimserim, çünkü her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer bazı ilgili taraflarla düzenli istişareler içindeyim. Onların bir mutabakata, bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte, bazı teknik ayrıntılar olduğunu da biliyorsunuz. Nihai teyit konusunda ise her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşünüyorum. Umarım çok yakında iyi haberler alabiliriz.”
    Fidan, “Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilere tamamen yeniden açılma ihtimali nedir? Daha geniş kapsamlı nükleer çerçeve müzakerelerine başlamadan önce boğazla ilgili bir anlaşma yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?” sorusunu da yanıtladı.
    ABD ile İran arasındaki görüşmelerin geleneksel olarak her zaman nükleer meseleler etrafında döndüğüne dikkati çeken Fidan, “Mevcut durum nedeniyle ilk kez başka bir konu daha acil hale gelmiş ve nükleer meselelerden daha önemli bir konuma yükselmiştir Hürmüz Boğazı’nın durumu. Hürmüz Boğazı birkaç ay daha kapalı kalırsa, bazı raporlara göre Afrika’daki bazı ülkeler gerçekten gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Sonuç olarak bu herkes için küresel bir kabustur.” ifadelerini kullandı.
    Fidan, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı’nın açılmasına odaklanıp ardından nükleer müzakerelere geçmeye çok istekli olduğunu aktardı.
    TÜRKİYE, ÇÖZÜM İÇİN YARDIMA HAZIR
    Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’ndaki olası mayın temizleme operasyonlarına katılımı hakkındaki soruya cevaben “Eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse, bunu memnuniyetle yaparız.” dedi.
    Fidan, “Aslında Cumhurbaşkanımızın bu konuda ilkesel bir tutumu var, ancak bazen örneğin Rusya-Ukrayna Savaşı’nda olduğu gibi arabuluculuk yapmaya çalıştığımızda kendimizi benzer bir durumda buluyoruz, burada da durum aynı. Savaşan taraflar bir çözüm üzerinde anlaştığında, o çözümün bir parçası olabileceğimizi düşündüğümüz veya o çözümü kolaylaştırmamız istendiğinde, yardım etmeye hazırız.” ifadelerini kullandı.
    Çatışmanın sona ermesi konusunda ne kadar zor olursa olsun, iyimser olduğunu dile getiren Fidan, her iki tarafın da farklı zorluklarla karşı karşıya olduğunu, ancak aynı sonucu istediğini söyledi.
    Fidan, hem Amerikalılar hem de İranlıların savaşın sona ermesini istediğini belirterek, “Ancak burada savaşın başlatıcısı olan üçüncü bir taraf var. İsrail. İsrail şu anda, ABD ve İran arasında şu anki haliyle yapılacak herhangi bir anlaşmanın İsrail’in çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Bu yüzden müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.” diye konuştu.
    Bakan Fidan, uluslararası topluma, barış müzakereleri söz konusu olduğunda “İsrail’e baskı uygulayarak onu uslu durmaya zorlaması” çağrısında bulundu.
    “İSRAİL’İN YAYILMACILIĞI TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEN BÜYÜK RİSKLER DOĞURUYOR”
    İsrail’in müzakere masasına oturtulması için en önemli diplomatik kozun “geçen yıl Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Filistin Devleti’nin tam üyeliği konusunda yapılan oylamada görüldüğü gibi” tüm uluslararası toplumun tutumu olduğunu kaydeden Fidan, 157 ülkenin Filistin Devleti lehinde oy kullanmasının önemine değindi.
    Fidan, tüm uluslararası toplumun Gazze ve Filistin’deki soykırıma şiddetle karşı olduğunun altını çizerek, bu tutumun İsrail’e baskı yapmak için bir koz olarak kullanılması gerektiğini ifade etti.
    İsrail’in uluslararası kurallardan, normlardan, düzenlemelerden ve etik kurallardan muaf tutulmaması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Avrupa Birliği, BM, diğer bazı bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve topluluklar ile ulus devletler bir araya gelip İsrail’e aynı şeyi söyleyebilirse, eğer İsrail buna karşı önlem almazsa eyleme geçerlerse, bence yüzde yüz başarı şansımız olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
    Fidan, İsrail’in bölgedeki istikrarsızlıkları uzatma yönündeki adımlarına ilişkin, “İsrail’in bölgedeki tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan yayılmacılık ve işgal politikası ile halkları yerinden eden savaşlar yaratması, sadece bölge için değil, İran’a yönelik saldırıda da görüldüğü gibi tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır.” ifadelerini kullandı.
    Enerji güvenliğinden kitlesel göçe, terörle mücadele meselelerine kadar her türlü sorunun, İsrail’in bölgedeki dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıktığını kaydeden Fidan, bu teşhisin neredeyse herkes tarafından paylaşıldığını söyledi.
    Fidan, bu nedenle bölgesel ve uluslararası toplumun, İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarını gerçekten durdurmak için gerekli önlemleri alması gerektiğini belirtti.
    “İSRAİL KENDİSİNİ İSTİSNAİ KONUMDA GÖRÜYOR”
    Alınması gereken önlemlere ilişkin Fidan, şunları kaydetti:
    “İsrail, geçmişte Holokost’a maruz kalmış olmanın bir dokunulmazlık sağladığını düşünüyor. Kendilerini istisnai bir konumda görüyorlar. Bence bu bir yanılsamadır. Kim soykırım yaparsa yapsın, onu suçlamalı, adını ortaya çıkarmalı ve utandırmalıyız. Eğer dünyanın geri kalanından izole edilirlerse, bence kendileri de şu soruyu soracaklardır. ‘Neden izole ediliyoruz?’ Ve normal davranmaya başlayacaklardır. İnsanları, masum insanları, kadınları ve çocukları öldürmeyi bırakın, Gazze halkının gıda, ilaç ve barınağa erişmesine izin verin, diğer ülkeleri işgal etmeyi bırakın ve ardından bölgesel ülkelerle güvenlik konularında bile işbirliği yapmaya başlayın. Kendi güvenlik sorunlarınız varsa, bölgenin geri kalanıyla işbirliği yapmaya başlayın. İyi niyet, iyi inanç ve bölgeyle işbirliğine dayalı kendi gerçek ilişkilerinizi kurmaya başlayın. Bu bölgemizde büyük ve acil bir sorundur.”
    Fidan, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesine ve ABD Başkanı Donald Trump’ın olası katılımına ilişkin, “Bildiğiniz gibi ABD başkanlarının neredeyse her seferinde NATO zirvelerine katıldığını görüyoruz. Başkan Trump da ilk döneminde tüm zirvelere katıldı, ikinci döneminde de zirvelere katıldığını gördüm. Örneğin, geçen yıl Hollanda’da da katıldı, sanırım bu yıl Ankara’daki zirveye de katılacaktır.” dedi.
    Küresel güvenlik mimarisindeki değişimlere yönelik Fidan, miras alınan mevcut sistemin İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında ortaya çıktığını hatırlatarak, o dönemde Birleşmiş Milletler’de üye 55 ulus devlet bulunduğunu, şu anda 200’ye yakın olduğunu söyledi.
    “MEVCUT ULUSLARARASI SİSTEMİ GÖZDEN GEÇİRMENİN ZAMANI GELDİ”
    Fidan, güç parametreleri, güç dengesi, teknoloji, yaşam tarzı, refah, sermaye, dünyada her şeyin değiştiğine işaret ederek, “Dolayısıyla miras aldığımız sistem, insan olarak, ulus devletler olarak sorunlarımızı düzgün bir şekilde ele almamıza izin vermiyor. Bunu Gazze’deki Filistinlilere yönelik soykırım sırasında gördük. Bu nedenle daha iyi işleyen bir uluslararası sistem oluşturmak için mevcut sistemi gözden geçirmenin zamanı geldiğini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
    Başka hiçbir ulus devletin uluslararası normlara, düzenlemelere ve insanlığın geleceğine olan inancını yitirmesine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan Fidan, “İşbirliği yapma becerimizin eksikliği ya da kendi çıkarlarımızı karşılamak için daha açgözlü olmamız nedeniyle diğer ulus devletleri, dünya nüfusunu ve insanları hayal kırıklığına uğratırsak, insanlığın geleceğine olan inançlarını yitirirler. Bunun insanlığa karşı büyük bir ihanet olacağını düşünüyorum. İşte bu yüzden acilen samimi bir şekilde bir araya gelip bu sorunu çözmek için bir yol bulmamız gerekiyor.” diye konuştu.
    Fidan, Güney Kore halkına en iyi dileklerini ileterek, çok keyifli zaman geçirdiğini ve kendisine büyük bir misafirperverlik gösterildiğini dile getirdi.
    Bugüne kadar görülen en güçlüsü geliyor! Sıcaklıklarda artış için tarih verdiler
    Yunanistan’da 5.3 büyüklüğünde deprem! Peş peşe sarsıntılar sonrası panik…

    ABD Başkanı Trump’tan İran açıklaması! ‘Nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti’

    İran-ABD arasındaki müzakereler çıkmaza girmişken ABD Başkanı Trump, NBC News’e İran konusu hakkında açıklamalarda bulundu. “İran nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti, biz de bunu belirten bir madde ekledik ve herkes bu istisnadan memnun kaldı” ifadelerini kullanan Trump, ayrıca Lübnan’ın İran’la yapılacak kısa vadeli bir anlaşmanın parçası olmasını talep etmediğini söyledi.
    ‘ABD BİRLİKLERİNİ ÇEKMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM’
    Trump’ın açıklamaları şu şekilde:
    Ateşkes olsa bile ABD birliklerini geri çekmeyi düşünmüyorum.Savaş bittiğinde Amerikalılar rahat bir nefes alacak.İran’ın üstleneceği maliyetler sürdürülemez, çünkü ekonomisi çöküyor. İran’a deniz ablukası uygulamanın nedeni, onların bize abluka uygulamaya çalışmasıydı; şimdi de biz onlara abluka uyguluyoruz.İran, deniz ablukası nedeniyle her gün 400 ila 500 milyon dolar arasında bir kayıp yaşıyor. Bu arada,İran’ın Yüce Lideri de ağır yaralandı.
    Ayrıntılar geliyor…
    Dünyayı sarsan 100 gün! İşte ABD ve İsrail’i İran’ı yenememesinin sebepleri
    İsrail uçakları Lübnan’ın başkenti Beyrut’u vurdu! Bölgeden dumanlar yükseliyor…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırdın

    Narin Güran’ın mahallesinde yapılan seçimin sonucu belli oldu

    Narin Güran’ın mahallesinde yapılan seçimin sonucu belli oldu

    Suriyeli genci ‘baban tutuklandı’ diyerek 1 milyon lira dolandırdı

    Suriyeli genci ‘baban tutuklandı’ diyerek 1 milyon lira dolandırdı

    Lübnan Sağlık Bakanlığı yeni rakamları duyurdu! İsrail saldırılarında 3 bin 613 ölü, 11 binden fazla yaralı

    Lübnan Sağlık Bakanlığı yeni rakamları duyurdu! İsrail saldırılarında 3 bin 613 ölü, 11 binden fazla yaralı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sıfır atık hareketi küresel bir çevre seferberliğine dönüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sıfır atık hareketi küresel bir çevre seferberliğine dönüştü

    Edirne ve Kırklareli çevreleri için sağanak uyarısı

    Edirne ve Kırklareli çevreleri için sağanak uyarısı

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye çözüm için yardıma hazır

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye çözüm için yardıma hazır