Çin’e yetişme çabası: Gemi inşasında robot kullanımı artıyor

Çin'e yetişme çabası: Gemi inşasında robot kullanımı artıyor

Financial Times’ın haberine göre, Japonya ve Güney Kore’deki gemi inşa şirketleri, düşük maliyetli Çinli rakiplerine karşı güçlerini korumak ve azalan nitelikli işçi havuzunu telafi etmek için otomasyonu acil bir öncelik olarak ele alıyor.

İlginizi Çekebilir

Clarkson verilerine göre, Çin tersaneleri geçen yıl gemi siparişlerinin yüzde 63’ünü aldı. Çin’den sonra en büyük iki gemi inşa ülkesi olan Güney Kore ve Japonya, geçen yıl itibariyle küresel gemi üretiminin yüzde 40’ını oluşturuyor ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyıcıları, denizaltılar ve deniz motorları alanlarında güçlü konumlarını koruyorlar.

Ulsan’daki HD Hyundai tersanelerinde, robotlar tasarım verilerinden kaynak noktalarını belirliyor, gemi blokları arasında hareket ediyor ve basit kaynak işlemlerini gerçekleştirirken, işçiler de işlemleri bilgisayar sistemleri aracılığıyla denetliyor.

GEMİ TESLİM SÜRELERİNİ KISALTMAYA YARDIMCI

Hanwha Ocean, standartlaştırılmış kaynak işlerinde bir insan operatörün 10’a kadar robotu yönetebileceğini belirtirken, HD Hyundai Samho ise robotların kaynak üretimini bir işçinin günde yaklaşık 30 hücreden 50 hücreye kadar çıkarabileceğini ve böylece gemi teslim sürelerini günlerce kısaltmaya yardımcı olabileceğini söylüyor.

Fanuc ayrıca, gemi inşa şirketleri için özel olarak tasarlanmış ilk iki kaynak ve boyama robotunu da geliştirdi. Şirket, gece operasyonlarını desteklemek amacıyla, yaklaşık 75 bin çalışanı bulunan Japon gemi inşa sektöründe çalışan sayısı kadar robot kullanmayı hedefliyor.

YATIRIM YÜKÜ VE STRATEJİK RİSKLER ARTIYOR

Sektör yöneticileri ve araştırmacılar, akıllı tersanelere geçişin giderek daha önemli hale geldiğini söylüyor, ancak her geminin tasarımının farklı olduğu ve çalışmaların dar, düzensiz ve tehlikeli alanlarda yürütüldüğü bir sektörde tam otomasyonun teknik olarak zor olmaya devam ettiği konusunda da uyarıda bulunuyorlar.

Uzmanlar, Çin’in tersane otomasyonunda halihazırda önde olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahip; ancak bazıları Güney Kore ve Japon tersanelerinin robot kullanımında Çin’in yaklaşık beş yıl içinde kapatabileceği bir avantaja sahip olduğunu savunuyor.

HD Hyundai, yapay zeka, büyük veri ve dijital ikizler kullanarak 2030 yılına kadar bazı üretim hatlarını tamamen otomatikleştirmeyi ve küçük bir karanlık fabrika kurmayı hedefliyor.

Hanwha Ocean ise son iki yılda akıllı tersanelere 160 milyar won yatırım yaptığını ve 2030 yılına kadar üretimin yüzde 70’ini otomatikleştirmeyi planladığını, ayrıca Seul ve Washington’ın Amerikan gemi inşa sektörünü canlandırma konusunda iş birliğini derinleştirmesiyle birlikte otomasyonu ABD operasyonlarına da genişletmeyi düşündüğünü belirtiyor.

Yöneticiler ise ekonomik koşulların zor olduğunu belirtiyor. Samsung Heavy Industries, otomasyonun hayatta kalmak için gerekli olduğunu ancak maliyetli ve teknik olarak zorlu olmaya devam ettiğini söylerken, sektör araştırmacıları hükümet desteğinin Çin tersanelerine büyük otomasyon programlarıyla bağlantılı riskleri ve deneme-yanılma maliyetlerini karşılama konusunda daha fazla kapasite sağladığını savunuyor.

Trump, ABD’deki yaz-kış saati uygulamasının sona ermesi gerektiğini belirtti
Fransa’da olaylar büyüyor
  • İlgili Gönderiler

    60 sene sonra babasını buldu: Hayranı olduğu ünlü rock yıldızı çıktı!

    ABD’nin Missouri eyaletinin St. Louis kentinden Michael Goessling, 59 sene sonra biyolojik ailesinin kimler olduğunu öğrendiğinde şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştı. Zira yıllardır görmediği babasının ünlü bir müzisyen olan Michael McDonald olduğu ortaya çıktı.
    Şu anda 59 yaşında olan Goessling, kendisini evlat edinen ebeveynleri Paul ve Kay Goessling ile St. Louis bölgesinde büyüdü. Her zaman evlat edinildiğini biliyordu ve onlardan aldığı çocukluğu sıcak bir şekilde anlatıyor; ancak biyolojik ailesine duyduğu merak yetişkinliğine kadar devam etti.
    McDonald da Goessling’in biyolojik annesi de oğulları doğduğunda ergenlik çağındaydı. First Alert 4, Goessling’i 14 yaşında dünyaya getirdiklerini ve bebekken evlat edinilmek üzere verdiklerini bildirdi.
    ÜVEY KARDEŞİ ONU BULDU
    Bu bağlantı, Goessling’in daha önce bilinmeyen üvey kardeşlerinden birinin 2025 yılında DNA testi yaptırması ve Goessling’i aile üyesi olarak tanımlayan bir sonuç almasıyla ortaya çıkmaya başladı.
    Olay sonrası ilk olarak biyolojik annesini bulan Goessling, onun yüz yüze bir görüşme gerçekleştirirken annesinden babasıyla iletişime geçebilecek bilgileri alabildi.
    ÇOCUKLUĞUNDAN BERİ HAYRANIYDI
    Babasıyla bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Goessling, babasının bir müzisyen olduğunu ve o yaz St. Louis’de turneye çıkacağını öğrendi.
    Babası 4 Eylül’de Hollywood Casino Amphitheatre’da sahne alacağından bahsetmişti, bu yüzden Goessling mekânın programına baktı ve o gece Doobie Brothers’ın sahne alacağını gördü. Ardından Michael McDonald ile mi konuştuğunu sordu ve McDonald bunu doğruladı.
    Goessling çocukluğundan beri Doobie Brothers hayranıydı. NBC’ye verdiği demeçte, McDonald’ın 1970’lerde gruba katıldığını hatırladığını ve şarkıcının biyolojik babası olduğunu öğrenmeden önce grubu iki kez canlı izlediğini söyledi.
    YILLARCA MEKTUP ATMIŞLAR
    McDonald ve Goessling’in biyolojik annesi, her ikisi de ayrı aileler kurmuş olsalar bile, on yıllar boyunca arkadaş kalmışlardı. Yıllar boyunca oğulları hakkında konuşmaya devam ettiklerini belirten McDonald onları en çok etkileyen sorunun hayatın ona nasıl davrandığı olduğunu söyledi.
    Goessling daha sonra biyolojik anne babasının hayatının farklı dönemlerinde de mektuplarla kendisine ulaşmaya çalıştığını öğrendi.
    BÜYÜK KAVUŞMA
    Baba ve oğul sonunda telefon görüşmelerinden yüz yüze görüşmeye geçtiler. Goessling, McDonald’ın onu görür görmez kollarını açtığını ve hemen onu kocaman bir kucaklamaya çektiğini, ardından ikisinin birbirlerine sevgi dolu sözler söylediğini hatırladı.
    NBC’nin haberine göre, geniş aileler müzik grubunun Eylül 2025’teki St. Louis konserinden önceki gece bir araya geldi. Goessling bu akşamı hayatının en harika olaylarından biri olarak nitelendirdi.
    Bu buluşma, McDonald aynı zamanda artık bir dede olduğunu da öğrendi. McDonald, First Alert 4’e bu yeni rolü hâlâ sindirmeye çalıştığını söyledi ve Goessling’in eşi ve çocuklarından gururla bahsetti….

    Ölümcül enjeksiyonlar işe yaramamıştı: Başarısız infaz skandalında istifa geldi

    ABD’nin Tennessee eyaletinde yaklaşık 200 yıl sonra zehirli iğne yöntemiyle idam edilmesi planlanan ilk kadın mahkûm olan Christa Pike’ın geçtiğimiz hafta başarısız olan infazının ardından yeni bir gelişme yaşandı.
    İlginizi Çekebilir
    Tennessee Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, Tennessee Ceza İnfaz Kurumu Başkanı Frank Strada, skandal olay sonrası görevinden istifa edeceğini bildirdi.
    ‘OLAĞANDIŞI İNFAZ EDİLME HAKKI ELİNDEN ALINDI’
    Avukatlara göre, iki doz zehirli ilaç almasına rağmen hayatta kalan Pike, “gereksiz acı” geçmişti ve bu durum “zalimce ve olağandışı cezadan muaf olarak infaz edilme hakkını” ihlal etti.
    Valilik ofisi tarafından paylaşılan bir açıklamada Strada, departmanın belirlenmiş protokollere uyduğuna inandığını ancak görevinden ayrılmasının eyaletin çıkarları açısından en uygun karar olduğunu söyledi.
    Strada, “Bu incelemenin tamamen uygun ve gerekli olduğuna inanıyorum ve tam olarak ne olduğunu belirlemeye yardımcı olmak için elimden gelen her şeyi yapmayı dört gözle bekliyorum” dedi.
    ‘SİSTEMATİK BİR BAŞARISIZLIĞI YANSITIYOR’
    Başarısız infaz girişimi sonrası Tennessee Valisi Bill Lee, yılın geri kalanında eyaletteki tüm infazları durdurdu ve olayla ilgili bağımsız bir inceleme emri vermişti. Lee, Strada’nın “bu zorlu anda Tennessee halkının çıkarlarını ön planda tutma isteğini” takdir ettiğini söyledi.
    Pike’ın avukatları cumartesi günü yaptıkları açıklamada, “Komiser Strada’nın istifası haklıdır, ancak bu Christa’ya şu anda hiçbir fayda sağlamaz. Çarşamba günü başına gelenler, tek bir kişiden çok daha öteye giden sistemik bir başarısızlığı yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
    PIKE, İKİ DOZ ZEHİRLİ İĞNENİN ARDINDAN HAYATTA KALMIŞTI
    Christa Pike, 1995 yılında henüz 18 yaşındayken, sorunlu gençler için düzenlenen bir eğitim kampında tanıştığı 19 yaşındaki Colleen Slemmer’ı erkek arkadaşı Tadaryl Shipp ile birlikte işkence ederek öldürmekten 1996 yılında idam cezasına çarptırılmıştı.
    Tennessee’de idam cezasına çarptırılan tek kadın mahkum olan 50 yaşındaki cinayet hükümlüsü Pike, geçtiğimiz hafta Çarşamba günü yerel saatle 20.00’de Nashville’deki Riverbend Azami Güvenlikli Cezaevi’nde iki zehirli iğne vurularak idam edilmek istenmişti. İki doz zehirli iğne vurulan Pike, hayatta kalmıştı.
    Savunma avukatları, “Bayan Pike bilincini kaybetti, ancak hala nabzı atıyor ve sesli bir şekilde nefes alıyor” ifadelerini kullanmıştı. Avukatlar, infazın başarısız olması üzerine Pike’ın hastaneye sevk edildiğini ve yoğun bakıma alındığını aktarmıştı.
    7672635
    Çin’e yetişme çabası: Gemi inşasında robot kullanımı artıyor
    Kalıcı oturma izninde sıkılaştırma kararı: Başvuru harcı 20 kat arttı!…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırdın

    İran: Sunulan 7 şart uygulanmadıkça Hürmüz Boğazı açılmayacak!

    İran: Sunulan 7 şart uygulanmadıkça Hürmüz Boğazı açılmayacak!

    60 sene sonra babasını buldu: Hayranı olduğu ünlü rock yıldızı çıktı!

    60 sene sonra babasını buldu: Hayranı olduğu ünlü rock yıldızı çıktı!

    Alo Adalet 135’deki başvurular UYAP’tan da yapılabilecek

    Alo Adalet 135’deki başvurular UYAP’tan da yapılabilecek

    Tekirdağ’da “savcı-polis” yalanıyla 19 milyonluk vurgun: 9 şüpheli tutuklandı

    Tekirdağ’da “savcı-polis” yalanıyla 19 milyonluk vurgun: 9 şüpheli tutuklandı

    Karadeniz’de palamut bolluğu: Tanesi 125 liradan satılıyor, balıkçılar uyarıyor

    Karadeniz’de palamut bolluğu: Tanesi 125 liradan satılıyor, balıkçılar uyarıyor

    Antalya’da oto galeri kundaklandı: 6 otomobil benzinle ateşe verildi

    Antalya’da oto galeri kundaklandı: 6 otomobil benzinle ateşe verildi