Son dakika… Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

Son dakika... Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda Üsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünün ardından aralarında Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da olduğu 6 şüpheli, İstanbul Anadolu Adliyesine götürüldü.

Savcılıkça ifadeleri alınan şüphelilerden Belediye Başkanı Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Savcılık, Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ile iş takipçisi Adem Altıntaş hakkında ise adli kontrol uygulanmasını talep etti.

Hakimlik, şüpheliler Sinem Dedetaş, Alihan Koçoğlu, Burçin Çevik ve Bülent Orhan Tozkoparan’ın tutuklanmasına, Ceyhun Ünlü ile Adem Altıntaş’ın ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmetti.

İlginizi Çekebilir

TUTUKLAMAYA SEVK YAZISINDA ‘İRTİKAP SUÇU’ İŞLEDİĞİ İFADESİ

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Üsküdar Belediyesine yönelik başlatılan usulsüzlük soruşturması kapsamında tutuklanan şüpheliler Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan hakkında savcılığın yazdığı sevk yazısında Üsküdar Belediyesi sorumluluk alanındaki inşai faaliyetler kapsamında yapı ruhsatı başvurularını inceleyip karara bağlamakla görevli kamu biriminin Üsküdar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu belirtildi.

Yapı ruhsat başvurusunda bulunan müteahhitlerin başvurularının İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından yasal mevzuat çerçevesinde incelemesi yapıldıktan sonra ilgili müteahhit tarafından yasal harç ödenmesi ve belgelerin tamamlaması ile birlikte yapı ruhsatının düzenlenmesi akabinde sorumlu belediye başkan yardımcısı tarafından onaylanmasının gerektiği yazıda anlatıldı.

Yazıda, yapı ruhsatı başvurusu yapan müteahhitlerin Üsküdar Belediyesinin iştiraki Kent AŞ’ye yönlendirildiği, başvuru sürecinde görev ve yetkileri bulunmayan Kent AŞ personeliyle “danışmanlık hizmeti” adı altında paravan sözleşmeler imzalandığı ve bu yolla müteahhitlerden gayriresmi gelir elde edildiği iddia edildi.

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince hazırlanan tevdi raporuna da yer verilen yazıda, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın Belediye Meclisi kararına dayanarak Kent AŞ ile imzaladığı protokolle şirkete danışmanlık hizmeti verme yetkisi tanıdığı ancak Belediye Meclisinin kararında bu yönde herhangi bir yetkinin bulunmadığı, bu nedenle Kent AŞ’nin usulsüz şekilde yetkilendirildiğinin tespit edildiği ifade edildi.

Yazıda, bu usulsüz yetkilendirme kapsamında Üsküdar Belediyesi hizmet binası içerisinde Kent AŞ Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’ya İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsis edildiği belirtildi.

Üsküdar Belediyesi iştiraki üzerinden yapı ruhsatı sürecinde gayriresmi gelir elde etmenin amaçlandığının tespit edildiği ifade edilen yazıda, Kent AŞ’nin usulsüz yetkilendirme kapsamında müteahhit firmalarla sözleşme yaparak proje ön inceleme hizmeti bedeli veya başka bir ad altında mevzuatta öngörülmeyen afaki bedeller tahsil ettiği anlatıldı.

Son dakika... Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

“DANIŞMANLIK HİZMETİ” AÇIKLAMASIYLA 361 MİLYON 392 BİN 264 LİRA GÖNDERİLDİĞİ İDDİASI

Yazıda, ruhsat müracaatı yapan firmaların Kent AŞ ile sözleşme yapmaya zorlandığı değerlendirilerek, Sinem Dedetaş’ın eylemlerinin “irtikap” suçunu oluşturduğu kaydedildi.

Kent AŞ hesabına ada ve parsel bilgileri de belirtilerek “danışmanlık hizmeti” açıklamasıyla müteahhitler tarafından taksitle ödeme yapılması nedeniyle soruşturmanın bu aşamasına kadar 361 milyon 392 bin 264 lira gönderildiği yazıda yer aldı.

Yazıda, dinlenen mağdur müteahhitlerin beyanlarında ruhsat alabilmek için sözleşme imzalamak zorunda kaldıklarını, ruhsat alamadıkları her ay bina maliklerine kira bedeli ödediklerini, bina maliklerinin ruhsat sürecinin uzaması ve inşaata başlanılmaması nedeniyle haklarında şikayette bulunduklarını ve mağdur olduklarını anlattıkları da ifade edildi.

Üsküdar Belediyesi sorumluluk sahasında inşai faaliyet yürüten müteahhitlerin iskan ruhsatı başvurularını incelemeye yetkili kamu biriminin Yapı Kontrol Müdürlüğü olduğu anlatılan sevk yazısında, şunlar kaydedildi:

“‘Rüşvet’ ve ‘irtikap’ suçuna vücut veren eylemlerin Üsküdar Belediyesinde Sinem Dedetaş’ın liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiği, Üsküdar Belediyesinde resmi görevi dahi bulunmayan Kent AŞ Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’ya Sinem Dedetaş tarafından sunulan imkan ve gayri resmi yetkiler ile belediye başkan yardımcılarının dahi Nazım Akkoyunlu tarafından talimatlandırılmasına, bir nevi gölge başkan olarak faaliyet yürütmesine müsaade edilip ortam ve zemin hazırlanması suretiyle belirtilen suçların işlendiği tespit edilmiştir.”

Yazıda, “Diğer yandan Sinem Dedetaş’ın danışmanı olan Ulaş Meydan’ın ifadesinde de açıkça belirttiği üzere başkan yardımcılarının dahi isteği olduğunda kendisinden talepte bulunduğu ortamı yaratan, süreklilik ve yoğunluk içeren örgütsel hiyerarşik yapının Sinem Dedetaş tarafından tesis edildiği ve bu örgütsel yapının devamı ve muhafazası adına da personellere zarf içerisinde dolar üzerinden elden rüşvet paralarının bir kısmının dağıtıldığı hususları tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

DEDETAŞ’IN SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

Sinem Dedetaş’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Dedetaş, “İskan ruhsatı verilmesi karşılığında benim veya özel kalemin ihtiyaçları nedeniyle herhangi bir şekilde Nazım Akkoyunlu’nun maddi menfaat talep etmesi yönünde kendisine bir talimatım veya talebim yoktur. Hakkımda isnat edilen eylemleri kabul etmiyorum. Benim kesinlikle belediyedeki ruhsat ve iskan işlemleri olan müteahhitlerden para alınması şeklinde talimatım ve söylemim olmamıştır” dedi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üsküdar Belediyesi’nde yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı.

Son dakika... Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

‘NAZIM AKKOYUNLU’NUN ATAMASI BENİM TARAFIMDAN YAPILDI’

Sinem Dedetaş ifadesinde, “Nazım Akkoyunlu isimli şahsı 2019-2020 yılları arasında İBB iştiraki Bimtaş şirketinin genel müdürü olması sebebiyle tanıdım. Kendisi son olarak Üsküdar Belediyesine bağlı iştirak şirketi Kent A.Ş. Genel Müdürüydü. Nazım Akkoyunlu’nun ataması benim tarafımdan yapıldı. Ben göreve geldiğim 2024 yılında şirketin Üsküdar Belediye binasının içerisinde bir adet ofisi bulunmaktaydı. Ben göreve geldikten sonra Kent A.Ş. ile belediyenin aynı bina içerisinde bulunmasının mahsurlu olabileceğini düşünerek Kısıklı’da bulunan adresine taşındı. Nazım Akkoyunlu’nun şirket iş ve işleyişleriyle ilgili benimle görüşmesi gereken konularda kullandığı odası vardır. Kendisiyle ticari ilişkim ya da borç alacak verecek ilişkim olmamıştır. Ulaş Meydan isimli şahsı eşim Barış Dedetaş ile arkadaş olması vesilesiyle tanımaktayım. Şehir Hatları Genel Müdürlüğü görevim dönemimde de kendisinden sosyal medya içerik üretimi konusunda hizmet alımı gerçekleştirmiştim. Üsküdar Belediye Başkanı olduktan sonra da 2025 yılı Haziran ayına kadar sosyal medya işini belediye bünyesinde yürüttü. Kendisiyle ticari ilişkim ya da borç alacak verecek ilişkim olmamıştır” dedi.

Bakan Yumaklı orman yangınlarındaki son durumu paylaştı! Vatandaşlara çağrı

‘WHATSAPP VE MAİL HESAPLARINDAN HABERİM YOKTU’

Dedetaş, “Kent A.Ş. iştirakinin kısaca benim dönemimde işlemlerinden bahsetmek istersem; Üsküdar ilçesinin yoğun bir şekilde kentsel dönüşüm ihtiyacı olduğu için başkanlığım döneminde konu üzerinde durarak, Kent A.Ş.’nin vatandaş ile müteahhit arasındaki anlaşmazlıklarını ortadan kaldırmak, uzlaşmayı sağlamak, kentsel dönüşüm sürecinin hızlı bir şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla Üsküdar Belediyesi sınırları içerisinde 3 adet kentsel dönüşüm ofisi ve ‘Üsküdar Yenileniyor’ dijital platformu oluşturduk. Kentsel dönüşüm sürecinde hangi evrakların hazırlanması ve sürecin nasıl yürütüleceği konusunda vatandaşlarımıza bilgi vermeyi amaçladık. Kent A.Ş. Genel müdürü Nazım Akkoyunlu’da tam da bu sebepten İBB iştiraki Bimtaş da yapmış olduğu kentsel dönüşüm çalışmaları dolayısıyla bilgi ve birikime sahip olduğundan Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş.’ye benim tarafımdan genel müdür olarak atanmıştır. Soruşturma kapsamında Kent A.Ş.’nin işleyişi ile ilgili olarak kurulduğu iddia edilen whatsapp ve mail hesaplarından benim hiçbir şekilde haberim yoktu. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan ilk operasyondan sonra ben Kent A.Ş. tarafından müteahhitler ile sözleşme imzalanıp ruhsat verilen yerlerle ilgili bir çalışma yaptırdım. İmalatında usulsüzlük belirtilen ve mevzuata aykırı yapılarla ilgili derhal yapı tatil tutanağı tutularak belediye encümeninden yıkım kararı aldırılması için talimat verdim. Bu usulsüz yapılara ilişkin tespit ve işlemler hala devam etmektedir” diye konuştu.

‘KENT A.Ş.’NİN MÜTEAHHİTLERE FAZLADAN ALAN KAZANDIRMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR’

Dedetaş, “Kent A.Ş.’nin müteahhitlere fazladan alan kazandırma yapması mümkün değildir. Bu kapsamda müteahhitlerle Kent A.Ş. arasında yapılan sözleşmelerle ilgili ne kadar kazanç elde ettikleri hakkında bilgim yoktur. Şirketin genel gelir ve gider durumundan ise tabi ki de bilgi sahibiyim. Bu soruşturmadan sonra bilgi edinmek amacıyla muhasebe kayıtları ile gelir gider tablolarında karşılaştırma yaptım, herhangi bir usulsüzlük fark etmedim. Ben Kent A.Ş.’nin müteahhitlerle yapmış olduğu sözleşmeleri müteahhitlere verip vermediklerini bilmiyorum, bu konuda bilgi sahibi değilim. Kent A.Ş.’nin yetkilisi Nazım Akkoyunlu’dur. İskan ruhsatı alınması için herhangi bir kurum, kuruluşa yönlendirme yapılarak bağışta bulunulması isteği mümkün değildir. Müteahhitlerin kendi rızaları doğrultusunda yapmış ve yapabilecek oldukları bağışları vardır. Müteahhitlere Bimkart aldırılması konusunda benim bilgim yoktur. Ne benim, ne benim yetki verdiğim bir kişinin Bimkart aldırılması için talebi yoktur. Ancak bayramlarda maddi açıdan durumu kötü olan insanlara belediye aracılığıyla yardım edilmek istenilmişse bu şekilde vatandaşlara ulaştırılmak amacıyla belediye aracı kılınarak bağışlar olmuş olabilir” ifadelerini kullandı.

Yunan medyasında KIZILELMA analizi! ‘Ölümcül tehlike’

Son dakika... Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

‘MÜTEAHHİTLERDEN PARA ALINMASI YÖNÜNDE TALİMATIM OLMADI’

Dedetaş, “Nazım Akkoyunlu isimli şahsın bir dönem belediye başkan yardımcısı olarak tanıtılması olayının esası şudur. Nazım Akkoyunlu teknik işlerde bilgi ve birikimi yüksek olduğu için Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onay vermesi halinde kamu görevlisi statüsüne istisnai memurluğa kendisini geçirmek istedim. Özel kalem müdürlüğünde bulunan görevli arkadaşlar sehven belediye başkan yardımcısı olacağını düşünerek tabela ve etiketler yapmışlar, bu konu idari bir hata olarak değerlendirilebilir. İskan ruhsatı verilmesi karşılığında benim veya özel kalemin ihtiyaçları nedeniyle herhangi bir şekilde Nazım Akkoyunlu’nun maddi menfaat talep etmesi yönünde kendisine bir talimatım veya talebim yoktur. Hakkımda isnat edilen eylemleri kabul etmiyorum. Benim kesinlikle belediyedeki ruhsat ve iskan işlemleri olan müteahhitlerden para alınması şeklinde talimatım ve söylemim olmamıştır” dedi.

‘KENT A.Ş.’NİN GELİR VE GİDER DURUMUNA ASLINDA HAKİMDİM’

Etkin pişmanlıktan yararlanan Özgür Ceylan’ın, Kent A.Ş.’nin yaklaşık 260 milyon liralık proje danışmanlık gelirinin toplantıda kendisine sunulduğu yönündeki iddiasının sorulması üzerine Dedetaş, “İfadede bahsedilen toplantı yapıldığında ben Nazım Akkoyunlu’ya Kent A.Ş.’nin gelirlerini ve gelir kalemlerini defaatle sordum. Burada bana yapılan gelir açıklamasını detaylandırmak istedim. Tek tek hangi müteahhitten neye istinaden danışmanlık geliri alındığını sordum. Artık bu konuyu merak etmeye başlamıştım. Detaylandırmam, bu danışmanlık gelirinin ne olduğunu öğrenmem gerektiğini düşündüm. Belediye başkanı olarak müteahhitlerle birebir görüşmemizin usülen doğru olmadığından dolayı müteahhitlerle Kent A.Ş. arasındaki bu çalışmayı geri dönüşleri araştırmak istedim ve toplantıda birkaç defa bu gelir kalemleri ile ilgili ayrıntılı olarak Nazım Akkoyunlu’dan açıklama yapmasını istedim. Emniyetteki ifademde sözleşmelerle ne kadar kazanç elde ettiğime dair bir bilgim yoktur beyanlarımdaki kastım tam olarak ne kadar gelir elde edildiğinin tarafımca bilinmediğinden kaynaklanır, Kent A.Ş.’nin gelir ve gider durumuna aslında hakimdim” dedi. Dedetaş, “Barkın Ege Tekkökoğlu’nun iskan ruhsatı için yapıldığı iddia edilen toplantılardaki bir kısım alınan kararlar noktasında Nazım Akkoyunlu tarafından bana danışıldığı şeklindeki beyanı iftiradır, kabul etmiyorum dediğim gibi bu yapıldığı iddia edilen toplantılarda ve bu toplantılarda aldıkları kararlardan ve bu kapsamda yapılan bir usulsüzlük varsa haberim ve bilgim yoktur” diye konuştu.

Son dakika… Eda Ece’nin gözyaşları! Ünlü isimlerin Ahbap soruşturmasındaki ifadeleri ortaya çıktı: 200 bin lira bağış yaptım

‘MÜTEAHHİTLERDEN PARA TALEP ETTİĞİ İŞLERLE İLGİLİ DEDİKODU OLDUĞUNU SÖYLEDİM’

Dedetaş, “Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü başkanı olan Sadık Albayrak ile Mustafa Hacıosmanoğlu arasında birbirleri hakkında sürekli şikayetleri gündeme gelmeye başladı. Anladığım kadarıyla artık aralarındaki ipler kopma noktasındaydı. Mustafa Hacıosmanoğlu, Sadık Albayrak’ın kulüp başkanı olarak sporcularla birlikte yanlış hatırlamıyorsam eşini Trabzon deplasmanına götürdüğünü ve eşine nasıl bilet aldığını bana söyledi. Sadık Albayrak da Mustafa Hacıosmanoğlu hakkında sporculara yönelik yaklaşımından rahatsızlık duyduğunu bana söyledi. Anladığım kadarıyla Ulaş Meydan da Mustafa Hacısomanoğlu’ndan yana tavır sergiliyordu, Sadık Albayrak, Mustafa Hacıosmanoğlu’na görev verilmemesini talep edince ben de her ikinizi birlikte tanıdım. Birlikte sizi ekip olarak görüyorum ya birlikte beraber devam edin ya da ikiniz de görevinizi yapmayın dedim. Ulaş Meydan veya Mustafa Hacısomanoğlu’nun müteahhitlerden para talep ettiği işlerle ilgili dedikodu olduğunu söyleyerek Sadık Albayrak’a bu şekilde yaklaşımda bulundum” dedi.

‘TAPELERDE BAHSEDİLEN KARTLAR ALIŞVERİŞ KARTLARIDIR’

M.Ö. ile arasında geçen tape kayıtlarının sorulması üzerine Dedetaş, “Söz konusu görüşmede ramazan kolilerinin dağıtım işi diğer birimleri de kapsadığı için geniş kapsamlı bir toplantı yapılması gerekiyordu. Ben de bununla ilgili Zoom toplantısında bu konunun konuşulacağını karşımdaki kişiye söyledim ancak karşımdaki kişi ısrarla konuşmak istediği için telefondaki konuşmayı uzattı. Ben de Zoom’dan konuşalım diyerek sitem ettim. Vakit kaybettirmemesi için bu şekilde telefondan görüşme yapmak istemediğimi kendisine bildirdim. Tapelerde bahsedilen kartlar da alışveriş kartlarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu milletin tertemiz evlatlarını kirli oyunlarına alet edemezler

Son dakika... Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

OPERASYON

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında “rüşvet”, “irtikap” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme” suçlarından soruşturma başlatılmıştı.

Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre mail üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirlenmişti.

MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte “danışmanlık hizmeti” sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği tespit edilmişti.

Toplam inşaat hacminin büyük olması halinde Dedetaş’ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatları verilirken paranın Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş’ın danışmanı U.M’ye parça parça teslim edildiği HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleriyle belirlenmişti.

Yapılan çalışma ve tespitlerin ardından 29 Temmuz’da 11 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda 6 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Son dakika… Cem Küçük’e tutuklama talebi! Sevk gerekçesi ve ifadesi ortaya çıktı
  • İlgili Gönderiler

    Süleyman Mabedi’ni inşa edebilecekler mi? Yahudiler Toroslardan toplamış: ‘Kızıl Düve’ye hazırlık

    Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 1967’de Doğu Kudüs uzun sürecek bir işgalin pençesine düşmüştü. İşgalcilerin Yahudilerin amacı toprak genişletmek değil, bu topraklara doğru genişlemekti. İsrail burada bulunan ve İslam dünyası için kutsiyete sahip Mescid-i Aksa’nın temelini ve altını oyarak tüneller kazmaya başladığında pek çok sebep de gündemde yer etmişti. Yahudiler ‘Ahit Sandığı’nı arıyor, Süleyman Mabedi için bu alanı inşaata hazırlıyor, Mescid-i Aksa’yı yıkmaya çalışıyor… Pek çok sebep birbirine dokunuyor ve sanki bir zincir gibi her amaç birbirine bağlanıyordu. Bunlar arasında en dikkat çeken bağlantı ve amaç, ‘Kaybolan Ahit Sandığı’nı bulup, Süleyman Mabedi’ni eski yerinde yani Mescid-i Aksa’nın kurulduğu topraklarda yeniden inşa etmek’ olabilirdi. Ancak bunun için eski mabedin detaylı şekilde bilinmesi modellenmesi ve inşaat için gerekli malzemelerin temin edilmesi gerekiyordu. Tabii tüm uluslararası hukuk çiğnendikten, Kudüs’te yaşayanlar işgalden sonra evlerinden edildikten ve soykırım sona erdikten sonra bu başarılabilirdi. Bir de Lübnan’ın meşhur sedir ağaçları kullanılarak inşa edilecek mabet için yeterli kereste elde edilmeliydi. İşte bu noktada İsrail’in yıllar öncesine uzanan tohum casusluğu için Türkiye’ye uzanmış olmasının nedeni anlaşılıyordu. Lübnan sediri, Süleyman Mabedi’nden bile eski bir kutsiyete sahipti. Bu özelliği yıllarca sürmüş, o sedirin kerestesi için ormanlar kesilmişti. Öyle ki Lübnan bayrağında bile yeri olan bu ağaç o topraklarda tükenmek üzereydi. İsrail de amaçları için bu ağacı korumalıydı. Sedir ağacı yoksa Süleyman Mabedi de yoktu. Siyonistlerin karanlık planları ve işgalciliğinin Süleyman Mabedi ve sedir ağaçlarına uzanan perde arkasını Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Güngör tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.

    SÜLEYMAN MABEDİ İÇİN SEDİR AĞACI GEREKİYOR: ‘KUTSAL KİTAPLARDA YAZILI’
    Süleyman Mabedi’nin orijinalinde nasıl inşa edildiğinin bilinmesi, Siyonistler için yeniden inşa süreci için çok önemliydi. Öyle ki her detay araştırılıyor, maketler yapılıyor, kullanılacak malzemeler tarihi kayıtlara bakılarak belirleniyordu. Kutsal kitaplardaki metinler de bu noktada önemli bir kaynak oluyordu. Bu da kaynaklarda hareketle yalnızca ‘hayali kurulan bir mabedi’ söz konusu etmiyordu. Gerçekten hazırlıkları yapılan ve Siyonistlerin kirli hesaplarının döndüğü bir mabet vardı. Prof. Dr. Özcan Güngör bu konuda, “Üçüncü Mabet hareketleri meselenin ayrıntılarını son derece ciddi biçimde düşünüyor. Öyle ki artık yalnız dua eden veya eski Mabedin resmini çizen insanlardan söz etmiyoruz. Modern yapı standartlarına uygun mimari plan üzerinde çalışan, mabetin topografik konumunu araştıran, kutsal kapları hazırlayan, kohenleri eğiten, tarihî ritüellerin provalarını yapan ve kızıl düve küllerinin hazırlanmasına yönelik uygulamalı denemeler gerçekleştiren kurumsal yapılardan söz ediyoruz. Bunların başında Temple Institute geliyor. Mabet ortada yok ama mimari projesi üzerinde çalışılıyor, kutsal eşyaları hazırlanıyor, rahipleri eğitiliyor, ritüelleri prova ediliyor, kızıl düvesi üzerinde yıllardır çalışılıyor. O hâlde biz yalnız yapılmış bir binayı mı ‘proje’ sayacağız, yoksa bir kutsal mekânın yeniden inşası için onlarca yıldır adım adım oluşturulan bu maddî, insanî ve ritüel altyapıyı da bir teo-politik hazırlık süreci olarak mı okuyacağız” diyordu. Ayrıca Süleyman Mabedi’nin inşası için gereken görsel ya da teknik referanslar arasında kutsal kitapların da yer alması pek çok detayı daha da önemli hale getiriyordu. Prof. Dr. Özcan Güngör şöyle açıkladı:
    Alıntı Metni

    Peki Sedir yalnızca inşaat kısmında mı kullanıldı? Ahşap o dönemde de pek çok eşyanın yapımı için en kullanışlı malzemeydi. Bunun yanında böylesine kutsiyet yüklenen sedir, pek çok yerde kullanılmış olmalıydı. Prof. Dr. Özcan Güngör sedir ağacının diğer kullanım alanlarını daha sonra yeniden karşımıza çıkacak olan kritik ‘Kızıl Düve’ye dikket çekerek açıkladı:
    “Bugün mesele daha da ilginçleşiyor. Çünkü Mabet fikrini canlı tutan çağdaş çevrelerden Temple Institute, yalnız tarih anlatmıyor. Geçmişteki Mabet araçlarının yeniden üretimi üzerinde çalışıyor. Kurumun hazırladığı buhur sunağının neden sedirden yapıldığını kendi sitesinde açıkça açıklıyor: Çöldeki Mişkan’ın sunağı akasyadan yapılmış olmasına rağmen Süleyman Mabedi’ndeki sunağın sedirle ilişkilendirilmesinden hareketle, kendi hazırladıkları sunağı da sedirden yaptıklarını belirtiyorlar. Bu son derece önemli bir ayrıntıdır. Çünkü “Sedir gelecekte yeniden kullanılabilir mi?” sorusuna artık sadece tarih üzerinden cevap vermiyoruz. Bugünkü bir Mabet hareketi, hazırladığı ritüel nesnelerden birinde geçmişteki Mabet geleneğine dayanarak sediri bilinçli biçimde tercih etmiş durumda. Üstelik sedirin rolü mimariyle de bitmiyor. Sayılar 19’daki kızıl düve arınma ritüelinde, düvenin yakıldığı ateşe sedir ağacı, zufa otu ve kırmızıya boyanmış yün atılması emredilir. Temple Institute’ın bugün yayımladığı kızıl düve hazırlık metinlerinde de aynı uygulama açık biçimde tarif edilir. Dolayısıyla sedir, belli Mabet çevreleri açısından yalnız ‘eski mabedin kerestesi’ değil; Mabet hizmetlerinin yeniden başlayabilmesiyle ilişkilendirilen ritüel hafızanın da bir parçasıdır. Eğer gelecekte mabet merkezli bir yapı veya ritüel yeniden oluşturulmak istenirse, ‘Süleyman’ın Mabedi’nde kullanılan ağaç türü’ ifadesi başlı başına çok güçlü bir meşruiyet ve süreklilik anlatısı oluşturabilir. Ritüel değerdir. Kızıl düve gibi Tevrat’a dayandırılan uygulamalarda sedir zaten doğrudan metnin parçasıdır.”

    YILLAR ÖNCE TOROSLARDAN TOHUM TOPLAMIŞLAR! LÜBNAN’DAKİ TÜKENİYOR
    Sedir ağaçlarının neslinin tükenme tehlikesinin olması, İsrail için durumu karmaşık hale getiriyordu. Ancak son günlerde sıklıkla duyduğumuz, hatta pek çok kişi tarafından ironik şakaları yapılan ‘Yahudi aklı’ buna da bir çözüm bulmuş gibiydi. Kutsal mabedin inşası için bir casusluk faaliyetini ‘sivil toplum kuruluşu çalışması’ ile maskelemişler ve 34 yıl öncesine uzanan bir faaliyeti kendi web sitelerinde bile anlatmışlardı. Üstelik tartışmalı olan bir konuda burada aydınlanıyordu: Nesli tükenmekte olan Lübnan sediri ile Toroslardaki sedir aynı ağaç mı? Prof. Dr. Özcan Güngör bu konuda, “Bilimsel literatür ‘dünyadaki mevcut sedir nüfusunun yüzde 90’ı Türkiye’dedir’ demekten ziyade, Cedrus libani’nin toplam doğal yayılış alanının yüzde 90’dan fazlasının Türkiye’de bulunduğunu söylüyor. Hajar ve arkadaşlarının çalışmasında türün doğal olarak Türkiye, Lübnan ve Suriye’de bulunduğu; yayılış alanının yüzde 90’dan fazlasının Türkiye’de olduğu ve Türkiye’deki ana kütlenin Toroslar’da yer aldığı açıkça belirtiliyor. Torosların sediri ile tarihsel olarak ‘Lübnan sediri’ diye bildiğimiz ağaç, güncel sınıflamada aynı tür içinde ele alınıyor. Bu neden önemli? Çünkü Tevrat’taki ’erez ile Süleyman Mabedi arasındaki tarihsel bağlantıyı konuştuğumuzda, Toroslardaki ağacın ‘başka bir sedir’ olduğunu söyleyerek konuyu kolayca kapatamıyoruz. Botanik açıdan aynı Cedrus libani türünün en geniş doğal coğrafyası bugün Türkiye’dir” diyordu. Üstelik İsrail bunun farkına vardığında sivil gibi görünen ama aslında pek de masum amaçları olmayan KKL-JNF dikkat çekiyordu. Çünkü İsrail yaklaşık 34 yıl önce Torosların en özel ağaçlarından olan sedirin tohumlarını bir casus gibi çalmış ve kirli emelleri için Kudüs yakınlarında çoğaltmıştı. Peki ama nasıl?
    Prof. Dr. Özcan Güngör: “Süleyman Mabedi’nin inşasında sedir tesadüfî bir malzeme değildir. 1. Krallar 5–6’da Süleyman’ın Sur Kralı Hiram’dan Lübnan sediri istediği; kerestenin Lübnan dağlarından kesilip deniz yoluyla getirildiği anlatılır. Yani bundan yaklaşık 3 bin yıl önce bile Mabet’in inşasının arkasında sınır aşan bir hammadde ve lojistik organizasyonu vardır. Bugün Cedrus libani dediğimiz Lübnan sedirinin doğal yayılış alanının yüzde 90’dan fazlası Türkiye’dedir. Lübnan’da tür yok olmuş değildir ama doğal ormanlar parçalıdır ve önemli bölümü koruma altındadır. Asıl büyük sedir coğrafyası Toroslardır. Bugüne kadar yeterince dikkat çekmeyen nokta şudur: İsrail bu botanik gerçeğin zaten farkındadır. Bunu ormancılık kayıtlarından biliyoruz. Türkiye’den sedir tohumu İsrail’e zaten götürülmüş. İsrail’in en eski Siyonist kurumlarından Keren Kayemeth LeIsrael–Jewish National Fund (KKL-JNF/Yahudi Millî Fonu), yani KKL-JNF, Türkiye’ye yapılan bir araştırma gezisinde temsilcilerinin Lübnan sedirlerinden tohum topladığını ve bu tohumları çimlendirmek üzere İsrail’e götürdüğünü yazıyor. Bu fidanların daha sonra özellikle Celile’deki Biriya Ormanı’na dikildiği belirtiliyor. Daha da önemlisi, İsrail’deki ormancılık araştırmalarında Türkiye kökenli Cedrus libani özel olarak denenmiş. 1992 sonrasında İsrail’de 100’den fazla sedir meşceresi oluşturulmuş ve saf sedir plantasyonlarının alanı yaklaşık 220 hektara ulaşmış. Araştırmacılar Türkiye, Lübnan, Fas ve başka kökenlerden gelen sedirleri karşılaştırmışlar. Sonuç son derece dikkat çekici: Türkiye’deki Hassa/Amanos ve Pozantı/Doğu Torosları kökenli Cedrus libani örnekleri bazı denemelerde hayatta kalma ve büyüme bakımından özellikle başarılı çıkmış ve gelecekteki sedir dikimleri için tavsiye edilmiş.”

    Peki ama ülkemizden tohum toplayanlar gerçekten İsrail Devleti’nden yetkilendirilmiş kişiler miydi? Yoksa yalnızca sivil toplum kuruluşları doğa koruma amaçlı faaliyetler mi sürdürmüştü. İşte burada çok önemli bir yapılanma dikkat çekiyordu. Siyonist devletin yapılanmasında ‘sivil gibi görünenler aslında bizdeki kadar masum’ değildi. Prof. Dr. Özcan Güngör şöyle açıkladı:
    Alıntı Metni

    MABED’İN YAŞAYABİLMESİ İÇİN KIZIL DÜVE RİTÜELİ ŞART: BAŞROL YİNE SEDİR AĞACININ
    Siyonistler kirli emellerine ulaşsalar, mabedi inşa etseler de sedir ağaçları yalnızca inşaat için gerekmiyordu. Bir de bu mabedin tam anlamıyla işlevini kazanması için ‘Kızıl Düve Ritüeli’ yapılmalıydı. Prof. Dr. Özcan Güngör’ göre: “Sedir geçmişte İsrail/Yahudi kutsal tarihi bakımından yalnız bir yapı malzemesi değildi. Mabedin ihtişamını, kutsal mimarisini ve bazı arınma ritüellerini taşıyan sembolik bir unsurdu. Bugün Temple Institute’ın sedirden mabet eşyası üretmesi, kızıl düve ritüelinde sedirin hâlâ aynı metinsel önemle ele alınması ve İsrail’de Cedrus libani’nin (Lübnan Sediri) yetiştirilmesi, bu sembolün bütünüyle geçmişte kalmadığını gösteriyor. Bu nedenle gelecekte kurulması tasarlanan herhangi bir mabet projesinde sedirin yeniden sembolik veya ritüel biçimde kullanılmasını ihtimal dışı görmek mümkün değildir.” Sedir ağaçları öyle önemliydi ki, hem Süleyman Mabedi’nin inşası hem de anlam kazanması için kullanılması şarttı. Ne yazık ki Siyonistler, kendi ‘kutsallarından saydıkları’ her şey için İslami değerleri yok ediyor, Müslümanlara zulmediyordu. Ancak Siyonistlerden de önce Lübnan sediri oldukça azalmış, neredeyse yok olma tehlikesiyle yüzleşmişti. Bu nedenle Yahudi ve Siyonist devlet İsrail, bu konuda pek çok çalışma yapmış ve sedir ağaçları için atılan adımlar ‘çevre koruma maskesi altında’ stratejik ve politik bir hal almıştı. Prof. Dr. Özcan Güngör bu konuda, “Asıl dikkat çekici nokta da budur: Üç bin yıllık bir malzeme hafızası hâlâ yaşıyor. Birinci mabette sedir vardır. İkinci mabedin inşasında yeniden Lübnan sediri getirilmişti. Bugün mabedi yeniden inşa etmeyi hedefleyen bir kuruluş hazırladığı sunağı yine sedirden yapıyor. Bunun yanında İsrail ormancılığı Türkiye ve Lübnan kökenli ‘Cedrus libani’ üzerinde onlarca yıldır çalışıyor. Bunların her biri ayrı ayrı belgelenmiş olgulardır. Bunların gelecekte tek bir mabet projesinde birleşip birleşmeyeceği ise artık tarihî bir bilgi değil, takip edilmesi gereken teo-politik bir araştırma sorusudur” diyordu. Peki inşa edilecek herhangi bir mabedi sedir ağacıyla yapılan ‘Kızıl Düve Ritüeli’ ile nasıl açacaklar? Bu ritüel tam olarak ne? Prof. Dr. Özcan Güngör bunu da anlatarak sözlerini noktaladı.
    Alıntı Metni
    Yapay zekâda ‘dev’ler zirvesi
    Çöp toplarken peşine takıldı, 10 yıldır bırakmıyor! ‘Mahmut’u artık nefesinden tanıyorum’…

    Ben-Gvir kendine ‘bakanlık beğendi!’

    “Times of Israel” gazetesinin haberine göre, 27 Ekim seçimleri öncesinde Kudüs’te düzenlediği basın toplantısıyla partisinin hükümet programını kamuoyuna duyuran Ben Gvir, kendisi için Savunma Bakanlığı’nı, partinin iki numaralı ismi Tally Gotliv için ise Adalet Bakanlığı’nı şart koştu. Ben Gvir’in seçim vaatleri arasında Filistinlileri Gazze Şeridi ve Batı Şeria’yı terk etmeye “teşvik” adı altında etnik temizliğe tabi tutma, başsavcıyı derhal görevden alma, ordu üzerindeki hukuki kısıtlamaları gevşetme ve yargı bağımsızlığını kökten zayıflatma planları yer aldı.Hedefi sürgünHabere göre, Ben Gvir askeri güç kullanımındaki kısıtlamaların kaldırılması ve Filistinlilerin sürgün edilmesi yönündeki hedeflerini hayata geçirmeyi amaçlarken, bu ayın başlarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Likud partisinden istifa ederek Yahudi Gücü’ne katılan Gotliv ise yürütmenin üzerindeki en önemli denetim mekanizmaları sayılan yüksek yargıyı ve başsavcılığı zayıflatmayı hedefliyor….

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırdın

    Süleyman Mabedi’ni inşa edebilecekler mi? Yahudiler Toroslardan toplamış: ‘Kızıl Düve’ye hazırlık

    Süleyman Mabedi’ni inşa edebilecekler mi? Yahudiler Toroslardan toplamış: ‘Kızıl Düve’ye hazırlık

    Fon soruşturması: Abdulkadir Özkan, Nihat Kırmızı ve Bülent Uygun tutuklandı

    Fon soruşturması: Abdulkadir Özkan, Nihat Kırmızı ve Bülent Uygun tutuklandı

    İstanbul’da sabah saatlerine hortum görüldü

    İstanbul’da sabah saatlerine hortum görüldü

    MSB acı haberi duyurdu: Bir askerimiz görev sırasında rahatsızlanarak şehit oldu

    MSB acı haberi duyurdu: Bir askerimiz görev sırasında rahatsızlanarak şehit oldu

    ‘Sahada bir şey değişmeyecek’

    ‘Sahada bir şey değişmeyecek’

    Ben-Gvir kendine ‘bakanlık beğendi!’

    Ben-Gvir kendine ‘bakanlık beğendi!’