Son dakika: Trump’tan BM’de İran çağrısı: Ekonomiden dışlanmasına katkıda bulunun

Son dakika: Trump'tan BM'de İran çağrısı: Ekonomiden dışlanmasına katkıda bulunun

Trump’ın konuşmasının satır başları şöyle: Amerika geri döndü ve ülkemiz bugün şimdiye kadarkinden çok daha güçlü. Ekonomimiz şu anda dünyanın en iyisi. Ordumuz dünyanın en güçlüsü. Teknolojimiz hiç kimsenin gerisinde kalmıyor ve her konuda ilerideyiz. Enerjimiz bütün dünyaya yayılıyor ve Amerika yükseliyor. Gücümüz artıyor. Ülkemiz şimdiye kadarkinden çok daha iyi bir durumda ve geleceğimiz de çok parlak.

DÜNYANIN EN ATEŞLİ ÜLKESİYİZ

Amerika tarihindeki en büyük vergi indirimlerini gerçekleştirdik ve Amerika’ya şu anda tarihimizdekinden çok daha büyük yatırımlar yapılıyor. Hatta dünya tarihinde hiçbir ülkeye bu kadar yatırım yapılmamıştı. Ayrıca borsamızda rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor ve bu yalnızca geçtiğimiz 12 ayda gerçekleşti. Ayrıca 21 trilyon dolarlık yatırım sözü aldık. Ve tabii ki kıyasladığımız dört yıllık sürede önceki yönetim 1 trilyon dolar almıştı. Bir buçuk yıl önce ülkemiz ölüyordu. Ancak şu anda dünyanın en sıcak, en ateşli ülkesiyiz.

Çok uzun süredir devam eden küresel sorunları çözmeye başladık. Şu anda bu odada bir sürü çok önemli lider var. Çoğunuzu çok iyi tanıyorum. Ancak çok kısa bir sürede dünyayı daha güzel, daha güvenli ve çocuklarımız için daha güvenli bir hale getirmeye çalıştık. Dünyanın en önemli ülkesinin başkanı olarak tehditlerin büyümesine izin verme gibi bir niyetim yok. Sorunlar var oldukça daha da zor çözülen hale gelir ve ben de üstüme düşeni yaptım. Barış getireceğim dedim ve barış getirdim. Başkaları bütün tehditleri yok sayarken ben onlarla yüzleştim. Başkaları cesaretten bahsederken Amerika bu cesareti gösterdi. Başkaları güç vaat ederken ben Amerika’nın dünyanın en güçlü ülkesi olması için elimden geleni yaptım.

Son dakika: Trump'tan BM'de İran çağrısı: Ekonomiden dışlanmasına katkıda bulunun

“İRAN’IN NÜKLEER SİLAHLARA ERİŞMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİM”

Bir sürü ülkeyle birlikte çalıştık. Bu odadaki ülkelerle ve bir sürü sorunla baş ettik. Yılların bitmemiş meselelerini bitirmek üzerine uğraştık ve bu tehlikelerden biri de çok iyi bir örnektir. Dünyadaki en büyük sorunlardan biri olarak, dünyadaki bütün terörün en büyük sponsoru İran İslam Cumhuriyeti. 51 yıldır fanatik İran rejimi kan dökerek yönetimini sürdürdü. Kaos yarattı bütün Orta Doğu’da ve ötesinde. Onlar Orta Doğu’nun zorbalarıydı. Ancak artık zorba değiller.

İlginizi Çekebilir

Siyasete atıldığım ilk günden bu yana şunu söyledim. İran’ın nükleer silahlara asla erişmesine müsaade etmeyeceğim. Ve geçen sene görevi devraldığımda, başladığımız ilk anda onlarla müzakerelere oturdum. Çünkü iş birliği yapmak istedim ve böylece nükleer programı sonlandırmak istedim. Teröre verdikleri desteği sonlandırmak istedim. Ancak onlar bunu kabul etmedi ve bu onlar açısından çok büyük bir hataydı. Sonrasında da gece yarısı Çekiçli Operasyonu gerçekleştirdik ve onların nükleer programını enkaz altında bıraktık. Bir anlaşma yapmaları gerektiğini söyledim. Ancak onlar tekrar reddetti. Sonrasında da füze ve drone tehditlerine güvendiler. Ancak bölgedeki Amerikan görevlilerini ve bölgedeki herkesi tehdit ettiler ve Avrupa’ya da vurma yetisine sahip, bu güce sahip bir füze de ürettiler. Umarım Avrupa bunu not almıştır.

İran, nükleer silahlara ulaşma konusundaki koşusunu sürdürüyordu. Balistik füze korumasıyla bu programlarını sürdürmeye çalıştılar ve başarılı olsalardı terör ve ölümü sonsuza kadar yaymaya devam edebilirlerdi. Nükleer bir faciayla karşı karşıya olurduk.İki hafta sonra da 7 Ekim saldırısının üçüncü yıl dönümünü geride bırakacağız. İran burada 1.200 çok masum sivili öldürdü ve onlara eziyet etti. Çocukları öldürdüler. İran’ın dini lideri bunu insanlığa bir hizmet olarak nitelendirdi. Aynı rejim 72 binden fazla kendi vatandaşını katletti. 10 binden fazla kişi protesto ettikleri için öldürüldü. Böyle bir rejimin nükleer silahlara sahip olup o şekilde terör eylemleri gerçekleştirdiğini hayal etmek bile çok zor. Ancak bu, birçoğunun göz ardı etmek istediği bir gerçekti. Herkes bunu görmezden geldi. Bir sürü lider görmezden geldi. Bu konuda hiçbir adım atmak istemediler ancak sorunun varlığını biliyorlardı.

İran’ın anlaşma yapması için onlara defalarca fırsat verdim. ABD ya da diğer ülkelerle anlaşma yapmalarına imkân verdik. Bu çok yıkıcı bir sorundu. Dolayısıyla çözmeye çalıştık ancak olmadığı zaman da Destansı Öfke Operasyonu ile birlikte 150 gemilik donanmalarını denizin dibine gönderdik. Aynı şekilde hava kuvvetleri de yok oldu. Hava savunmaları da komple imha edildi. Drone ve füze üretim kapasiteleri neredeyse sıfırlandı. Bütün kapasitelerini ortadan kaldırdık. Yok olmamış olan tek şey enflasyon. O da onların ülkelerini yok ediyor. Ve yüzde 300’e ulaştı enflasyonları. Ancak bir ateşkeste anlaştıktan sonra bile müzakerelerimiz, müzakerelerden sonra bile sivil gemilere karşı yaptıkları terör eylemleri devam etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’na teşekkür etmek istiyorum. İran’ın ticari taşımacılığa yönelik aşağılık terör saldırılarını kınayan bu karardan dolayı teşekkür ediyorum. Ve çok memnunum ki Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler burada ortak sunucu sayısı olarak tarihteki tüm konseylerden daha fazlaydı. Burada baskımızı sürdürüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Donanması da 1 milyar dolarlık varil petrol çıkarttı Venezuela’dan ve savaşın başından bu yana devam ediyoruz. 22, 25, 32, 37 gemi indirdik. Sürekli oradan gemi çıkardık. Her gece, her gün. Ve önümde çok önemli bir karar var. Bir anlaşma yapılacak mı İran’la? Ve bu anlaşma onların yeniden daha iyi bir ülke inşa etmelerine müsaade edecek miyiz? Belki de Orta Doğu’nun en iyi ülkelerinden ya da dünyanın en iyi ülkelerinden biri olacaklar. İran İslam Cumhuriyeti’ni yok mu edeceğim? Çok hızlı bir şekilde mi yapacağım? Ve onların başka kimseye zarar verme, onları öldürme hakkını ve şansını tanımadan mı yapacağım? Onları cehenneme bizzat kendi ellerimle, umutsuzluğa kapanılacak şekilde mi yollayacağım? Ve şu anki inancım bir anlaşma yapacağımız yönünde. Bence ara seçimlerden hemen sonra bir anlaşma yapacağız. Çünkü onlar için anlaşmayı yapmamak hiç mantıklı değil. Onlar şu anda ara seçimlerde nasıl bir performans göstereceğimi görmek istiyor. Ancak ben şu anda bir seçime girmiyorum. Onu zaten yaptım. Ve çok büyük bir farkla seçimi kazandım. Yani burada iki buçuk yıl daha kalacağım zaten garanti. Şu anda bir seçime ben girmiyorum.

“ABD’YE KATILIN İRAN’IN İZOLE EDİLMESİNE KATKIDA BULUNUN”

Dolayısıyla hiçbir zaman bu ara seçime İran konusunda bir ehemmiyet vermedim. Hatta bu konu aklımın ucundan bile geçmedi. Burada düşündüğüm tek şey İran’ın nükleer silahlara asla erişemeyecek olması. Buradaki korkak hainler ABD’nin mühimmatının tükenmekte olduğunu söylüyor ancak bu doğru değil. Tüketebileceğimizden, hatta tüketmeyi tahayyül bile edemeyeceğimiz kadar fazla mühimmatımız var. Şu anda çok hızlı bir şekilde mühimmatımızı artırıyoruz envanterimize. En güçlü mühimmatlarımızdan eklemeye devam ediyoruz. Kullandığımızdan daha hızlı bir şekilde. Ayrıca yeni tesisler de açacağız, yeni fabrikalar da açacağız. Şu anda 18 tane yeni fabrika, dünyanın en güçlü savunma sanayisi şirketlerinden fabrikalar kuruluyor ve çok hızlı bir şekilde bunların inşası sonuçlanacak. Dolayısıyla bu hızlı inşaat süreçleri de ürettikleri silahların ve savunma ürünlerinin çok hızlı bir şekilde kullanıma geçeceği anlamına geliyor bizim ve müttefiklerimiz tarafından. Bütün devletlerin bize katılmasını istiyorum. ABD’ye katılın ve İran’ın tamamen izole bir şekilde ekonomiden dışlanmasına katkıda bulunun ve onların terörü desteklemesine engel olun. Buradaki terörist rejim çok kötü davranıyor. Yalnızca güçlü oldukları ve özgüvenli oldukları için değil, aslında bunun asıl sebebi zayıf ve çaresiz olmaları. Biz geçtiğimiz 51 yılda İran’ın estirdiği bu terörün sona ermesini istiyoruz ve petrol fiyatları da bu şekilde savaşın başındakinden bile daha düşük bir seviyeye ulaşacak. Çok düşüktü biliyorsunuz petrol fiyatları. Yeterli iradeyle her şey mümkündür ve çok hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Bir yıl önce dünyadaki bu önemli liderlerle görüştüğüm zaman Gazze’deki savaş çok vahşi bir şekilde sürüyordu. Hamas’ın tünelleri her yerdeydi ve bir sonuca varılması mümkün görünmüyordu.

Birlikte yaptığımız genel kurulda görüşmelerimiz her şeyi durdurdu ve birkaç gün sonra Gazze’deki savaşı durdurduk. Binlerce hayatı kurtardık ve ayrıca bütün kalan rehineleri de evlerine getirdik. Hem ölü hem diri. Hepsini geri getirdik. Herkes bunun bir mucize olduğunu düşünmüştü. Bunu başarmamızı bir mucize olarak yorumlamıştı.

Burada göreve geldiğimden beri sekiz savaşı sonuçlandırdım ve bütün ülkelerin liderleriyle çok dostane ilişkilerimiz var. Bu savaşların çok büyük bir kısmı çok uzun sürdü, onlarca yıl sürdü ve bunları durdurabilmemin sebebi, bu sonuca varabilmemin sebebi ise liderlerin hepsiyle çok özel ilişkilerimin olmasıydı. Ayrıca ticareti kullanmamız ve gümrük vergileriyle tehdit etmemdi.

Bu ülkelerin hepsiyle ticaretimiz var ve bunların arasında Kamboçya ve Tayland, Kosova’yla Sırbistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ruanda, Pakistan’la Hindistan, Ermenistan ve Azerbaycan ve elbette Gazze’deki savaş ve daha önce de söylediğim gibi bütün rehinelerin geri alınmasını da buna dahil ediyorum. Bu ülkelerin hepsi bana özel teşekkür mektupları yolladılar. Pakistan Başbakanı çok iyi bir adamdır. Şunu söyledi: “Donald Trump 30 milyon hayatın kurtarılmasını sağladı.

“GRÖNLAND VE DANİMARKA İLE İMZA ATILACAK”

Kuzey Amerika’da Grönland ve Danimarka ile çok önemli bir anlaşma yaptık. Grönland halkı da ABD’ye güvenlik konusunda sınırsız bir hak veriyor. Bölgeyi savunmak için istediğimizi yapabileceğiz. Bizim onayımız olmadan ticaret bile yapılamayacak. 2 büyük askeri tesis kuracağız ve bu anlaşma bugünün sonunda imzalanacak.

“KARTELLERİ YOK EDİYORUZ”

Kartelleri DEAŞ gibi yok ediyoruz. Uyuşturucu botlarının yüzde 97’sini batırıyoruz.

ERDOĞAN 4. SIRADA

Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği Genel Kurul haftasında, liderlerin yanı sıra BM ve uluslararası kuruluşların üst düzey yöneticileri de çeşitli temaslarda bulunacak. Yüksek düzeyli katılım haftası, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Genel Kurul Başkanı Khalilur Rahman’ın konuşmalarıyla başladı. Genel Kurul kürsüsüne ilk sırada Brezilya, ev sahibi ülke ABD, Ürdün ve Türkiye çıkacak.

Infografik Görsel (Quality Image)
  • İlgili Gönderiler

    İran’ın ‘gizli sahibi’: Devrim Muhafızları! Tahran’ın ‘demir yumruğu’ nasıl ayakta kalıyor?

    Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – İran, ABD veya İsrail arasındaki gerilim ve çatışma durumu söz konusu olduğunda bu denklemde adından muhakkak söz ettiren aktörlerden birisi de İran Devrim Muhafızları Ordusu. Bazı uzmanların “devlet içinde devlet” olarak tanımladığı muhafızların, günümüzde mevcut İran yönetiminin elindeki en önemli güçlerin başında geldiği ve İran Şahı Rıza Pehlevi’yi deviren protestoların 1979 yılında Ayetullah Humeyni’nin ilan ettiği “İslam Cumhuriyeti”ni korumakla yükümlü olduğu biliniyor. Temelde bir askeri oluşum gibi görülen bu yapı, İran içinde nüfuz ettiği alanlarla bir askeri örgütten çok daha fazlasını ifade ediyor. Bazı uzmanlar, özellikle 28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail saldırılarının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ülke yönetimindeki rolünün ciddi şekilde arttığını düşünüyor.
    Alıntı Metni
    KENDİ İÇERİSİNDE AYRI KUVVET KOMUTANLIKLARI VAR
    Devrim Muhafızları Ordusu’nun ilk girdiği çatışmalardan birisi 1980-1988 arasında gerçekleşen Irak-İran savaşı oldu. Her iki taraftan da binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar, bu yapının gelişiminde oldukça önemli ve kilit bir rol oynadı. Savaşın ardından Devrim Muhafızları Ordusu’nun yeniden yapılandırılması gerektiğine karar verildi ve yetkileri genişletildi. Humeyni’nin 1989 yılında hayatını kaybetmesinin ardından başa geçen Ali Hamaney döneminde muhafızlara verilen görevler daha da genişletildi. Bu dönemde Devrim Muhafızları özellikle istihbarat çalışmaları alanında güçlendirildi.
    Devrim Muhafızları Ordusu, günümüzde 5 ana temel üzerinde şekilleniyor. İran ordusundan ayrı olarak kara, hava ve deniz kuvvetlerine sahip olan bu yapılanmanın Besic isimli gönüllülerden oluşan milis yapılanması ve İran dışında faaliyet gösteren Kudüs Gücü Komutanlığı isimli iki önemli ayağı bulunuyor. 150 binden fazla askere sahip olduğu tahmin edilen Devrim Muhafızları’nın milis yapılanması Besic’in de 100 bin ila 1 milyon arasında değişen bir gönüllü güce sahip olduğu düşünülürken 1999, 2009 ve 2024-2025 yıllarında İran’da yapılan rejim karşıtı gösterileri bastırmakta görev almıştı. İran’ın sahip olduğu füze gücünü elinde bulunduran Devrim Muhafızları, aynı zamanda sınır güvenliği ve nükleer tesislerin korunmasında da görev alıyor.
    Danimarka’nın perdesiz evleri! Sebebi II. Dünya Savaşı: Her yıl aynı gün tüm ülke mumla aydınlanıyor
    Devrim Muhafızları Ordusu idaresindeki İran yeraltı füze üssü
    Alıntı Metni
    EKONOMİ VE GÜNLÜK HAYATTA DA SÖZ SAHİBİLER
    Devrim Muhafızları’nın İran içindeki faaliyetleri sadece güvenlikten ibaret değil. Rejimi korumakla görevli olan bu yapılanma, iş dünyasından siyasete, ekonomiden spora kadar İran içinde birçok farklı alanda söz sahibi olarak biliniyor. Geçmişte bu yapılanmada görev almış olan gaziler hükümette ve parlamentoda üst düzey görevlerde bulunuyor. Analistlere göre bu duruma ek olarak iş başvurularında muhafızlarda görev almış olan kişiler daha avantajlı oluyor. Devrim Muhafızları, ülkenin kırsal kesimlerinde sağladığı istihdam ve sosyal yardımlarla ülkenin birçok noktasında yeni destekçiler kazanmak için kampanyalar yürütüyor.Devrim Muhafızları Kudüs Gücü eski komutanı Kasım Süleymani. Süleymani 2020 yılında Irak’ta ABD suikasti sonucunda öldürüldü. Ölümünden önce sertlik yanlıları tarafından İran’ın gelecekteki Cumhurbaşkanı adaylarından birisi olarak görülüyordu
    Devrim Muhafızları’nın 2005-2013 yılları arasında İran’ı yöneten Mahmud Ahmedinejad döneminde ekonomik anlamda çok güçlendiği, bu sayede İran ekonomisindeki birçok sektörde söz sahibi oldukları tahmin ediliyor. Askeri yapılanmanın petrol sektöründen elde edilen kazancın yarısına sahip olduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte Ukrayna savaşı sebebiyle Rusya’ya yapılan silah satışları, Myanmar’daki iç savaş sırasında cunta yönetimine jet yakıtı sağlanması ve ABD yaptırımlarını aşarak Çin’e petrol satılmasını sağlayan “Gölge filo” sistemin de pay sahibi olduğu ifade ediliyor.
    Alıntı Metni
    YÖNETİM 3 KİLİT İSİMDE
    İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey yöneticilerinin çoğunun son yıllarda ABD ve İsrail tarafından suikaste uğradığı biliniyor. Ancak buna rağmen muhafızların yapılanmasında ciddi bir sorun yaşanmadığı bunun en önemli sebebinin halefiyet stratejisi olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre İran yönetimi, öldürülen komutanların yerine görev alacak isimlerin belirlendiği acil durum planlarına sahip şekilde ilerliyor. Devrim Muhafızları Ordusu’nun en üst ismi tüm yapının başkomutanı olarak biliniyor ve doğrudan Dini Lidere bağlı olarak çalışıyor ve halihazırda bu görevi daha önce İran Savunma Bakanı olan Ahmed Vahidi yapıyor. Vahidi, görevi selefi Muhammed Pakpur’un Mart ayında İsrail tarafından öldürülmesinin ardından devralmıştı. Pakpur ise bu görevi İsrail’in Haziran 2025’te 12 gün savaşında öldürdüğü Hüseyin Salami’den devralmıştı. Devrim Muhafızları liderleri Ahmed Vahidi, İsmail Kaani ve Hüseyin Taeb
    Muhafız yapılanmasının en önemli ayaklarından birisi olan Kudüs Gücü komutanlığını ise İsmail Kaani yürütüyor. Kaani, bu göreve Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından 2020 yılında atanmıştı. Yapının bir diğer önemli ayağı olan Besic gücüne ise Din adamı ve eski istihbarat şefi Hüseyin Taeb liderlik ediyor.
    Alıntı Metni
    Milyonlarca beyaz yakalıyı yakından ilgilendiriyor! Uzaktan çalışma dönemi resmen başladı: Mesai düzeni değişiyor
    Galatasaray’da Okan Buruk’tan form mesajı: Puan tablosunda onların önündeyiz…

    Milyar dolarlık Gazze planı

    Toplantıda, Gazze’nin “yeniden inşası” ve “yönetilmesi” için hazırlanan 2,45 milyar dolarlık, 6 ay süreli plan kapsamında başlangıç aşamasında 66 taslak proje hakkında bilgi verildi. Taslak projeler arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik “Gazze Planı” çerçevesinde altyapı, eğitim ve sağlık alanında girişimler yer alıyor. “Axios” haber platformunun haberine göre, planın uygulanmasına İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimlerin hemen ardından başlanması hedefleniyor.
    71,5 milyar $
    Öte yandan Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı, Filistin ekonomisinde Ekim 2023’ten bu yana yaşanan kayıpları raporladı. Filistin ekonomisi ile kamu maliyesinin ağır baskı altında bulunduğu belirtilen raporda, Gazze’nin toparlanması ve yeniden inşası için gereken kaynağın 71,5 milyar dolar olduğu hesaplandı….

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırdın

    İran’ın ‘gizli sahibi’: Devrim Muhafızları! Tahran’ın ‘demir yumruğu’ nasıl ayakta kalıyor?

    İran’ın ‘gizli sahibi’: Devrim Muhafızları! Tahran’ın ‘demir yumruğu’ nasıl ayakta kalıyor?

    Trump’a Türk damat

    Trump’a Türk damat

    Milyar dolarlık Gazze planı

    Milyar dolarlık Gazze planı

    Emine Erdoğan’ın New York gündemi Çocuklar iklim ve kalkınma

    Emine Erdoğan’ın New York gündemi Çocuklar iklim ve kalkınma

    Evlat katiline ceza yağdı

    Evlat katiline ceza yağdı

    Denizkurdu’nda MSB’den Yunanistan’a ‘Ada’ uyarısı

    Denizkurdu’nda MSB’den Yunanistan’a ‘Ada’ uyarısı