Yunanistan’da kabus senaryosu! Yangınlarda can kaybı artıyor
İngiliz BBC’nin haberine göre, Yunanistan’ın farklı bölgelerinde süren orman yangınlarıyla mücadele devam ediyor. Girit’te 2 itfaiyecinin yaşamını yitirmesinin ardından, Mora Yarımadası’nda devam eden orman yangınında da 1 itfaiyeci hayatını kaybetti.
Söz konusu itfaiyecinin, görev yaptığı yerin yakınında bilinci kapalı halde bulunduğu ve ardından yaşamını kaybettiği aktarıldı.
90 dakikalık görüşmedeki şok detay sızdı: Netanyahu’dan Trump’a ‘harita’ dayatması! ‘Türkiye’yi gösterdi’
BİNLERCE KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Öte yandan Girit’te binlerce kişi, alevlerin rüzgarla hızla yayılması nedeniyle tahliye edildi. Tahliyelerden turistik tesisler ve köyler de etkilendi. Resmo şehrinde gece 8 bin kişinin tahliye edildiği bildirildi.
10 milyon kişi açlıkla karşı karşıya! Ebola salgını durumu daha da kötüleştirdi
600 bin TL harcadı, bahçesine mini Yunanistan kurdu! Fotoğrafını çekip ‘tatildeyim’ diye kandırıyor…
Pakistan’da polis noktası vuruldu! Çok sayıda ölü ve yaralı var
Pakistan merkezli Dawn gazetesinin polis yetkililerinin açıklamalarına dayandırdığı habere göre, dün Hayber Pahtunhva’nın Hangu bölgesindeki polis kontrol noktasına saldırı düzenlendi.
Pakistan Talibanı (TTP) tarafından gerçekleştirildiği belirtilen saldırıda 9 polis yaşamını yitirdi, 28 polis yaralandı.
Güvenlik güçlerinin saldırıya karşılık vermesi sonucu 15 silahlı militan etkisiz hale getirildi.
PAKİSTAN’IN TERÖR SORUNU
Pakistan’da silahlı saldırılar, özellikle Afganistan’a sınırı bulunan Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde yoğunlaşıyor.
Her iki eyalette de Peştun ve Beluç etnik gruplarının haklarını savunduklarını ileri süren silahlı gruplar, Pakistan güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırılarda bulunuyor.
AFGANİSTAN İDDİALARI REDDETTİ
İslamabad, Pakistan Talibanı’nın (TTP) Afganistan’da mevzilendiğini ve saldırıları buradan organize ettiğini savunurken, Afganistan yönetimi bu iddiaları reddediyor.
Belucistan’da ise Belucistan Kurtuluş Ordusunun (BLA) saldırıları ön plana çıkıyor. BLA, Belucistan eyaletinin Pakistan’dan ayrılmasını ve Beluç halkının bu bölgeyi yönetmesini istiyor.
‘Çocuklarıma zehirli yumurta yedirmiş olabilirim’! Yıllarca fark etmeden maruz kaldılar: Sonsuz kimyasal alarmı
İsrailli askerden alçak paylaşım! Gözleri bağlı Filistinlinin yanında poz verdi: ‘Kötülüğün sıradanlaşması’…
7,1’lik depremin ardından korkutan açıklama! Japonya’da ‘güçlü ikiz deprem’ uyarısı
Deprem ülkesi Japonya’da, Japonya Meteoroloji Ajansına (JMA) göre, Kumamoto eyaletinde 28 Temmuz’da yerel saatle 16.27’de 10 kilometre derinlikte 7,1 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Sarsıntı, yangınlar, yol ve köprü çökmeleri dahil eyalet genelinde geniş çaplı hasara yol açtı.
CAN KAYBI ARTIYOR
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, depreme ilişkin yaptığı açıklamada, eyalet genelinde bazı noktalarda “birçok kişinin mahsur ve kayıp durumda” olduğunu bildirdi.
Depremde şimdiye kadar 34 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Kumamoto genelinde 450 farklı tahliye merkezinde yaklaşık 10 bin kişi barınıyor. Japonya Öz Savunma Kuvvetleri (SDF) ekipleri arama kurtarma çalışmaları için bölgeye sevk edildi.
JMA deprem ve tsunami risk azaltma uzmanı Kiyomoto Masaşi, bölgede sismik aktivitenin, Kumamoto’nun iç kesimleri ile Yatsuşiro Denizi arasında yaklaşık 50 kilometrelik hatta devam ettiğini belirtti.
2016’DA 30 SAAT ARAYLA “İKİZ DEPREM”
Dünyada deprem riski en yüksek ülkelerden biri olan Japonya, volkanlar ve okyanus çukurlarından oluşan “Pasifik Ateş Çemberi” üzerinde yer alıyor.
Kumamoto eyaletinde 14 Nisan 2016’da yerel saatle 21.26’da 6,2 büyüklüğünde ve 28 saat sonra 16 Nisan’da yerel saatle 01.25’te 7 büyüklüğünde meydana gelen ardışık depremler, 10 yıl önceki gibi, aynı hat üzerinde benzer bir ardışık ikiz deprem oluşabileceği kaygısını akla getirdi.
28 saat arayla yaşanan söz konusu “ikiz deprem”de 277 kişi hayatını kaybetmişti.
Japon afet bilişimcileri ve deprem güvenliği uzmanları, bölgede fay segmentlerindeki aktivite doğrultusunda “güçlü ve ardışık ikiz deprem yaşanabilme” olasılığına dikkati çekti.
FAY HATTI “FUTAGAWA-HİNAGU”
Tokyo Üniversitesi (UTokyo) Fakültelerarası Enformasyon Çalışmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi ve afet bilişimi uzmanı Profesör Watanave Hidenori, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ön sismolojik değerlendirmeleri doğrultusunda depremi “sığ bir iç kara depremi” olarak nitelendirdi ve sarsıntının yerleşim yeri ve sanayi bölgelerine yakınlığı dolayısıyla ciddi hasara yol açtığını belirtti.
Watanave, “Bu depremin, 2016’daki Kumamoto depremleriyle ilişkili olma olasılığının yüksek olduğuna inanıyorum. Kumamoto’daki depremin merkez üssü, 2016’da kırılan Futagawa-Hinagu fay hattı bölgesine yakın. 2016’da kırılmayan bir fay segmenti bu sefer hareket etmiş olabilir.” dedi.
Son tahliller doğrultusunda kabuk deformasyonu, uydu radar verileri ve yüzey kırıklarının analizinin gerekli olacağını söyleyen Watanave, “2026’daki depremle ilişkili olarak, birbirine bağlı fay sistemi içinde yeni bir büyük deprem olarak tanımlıyorum.” ifadesini kullandı.
Artçı depremler ve iklim koşullarına dair bölge halkına uyarıda bulunan Watanave, “Dikkatli olmak şart. Aktif fay segmentleri bulunuyor. Güçlü artçı depremler olası. Hasarlı binalar, heyelanlar, yangınlar, gaz sızıntıları ve aşırı yaz sıcakları da ciddi ikincil riskler oluşturuyor.” diye konuştu.
‘ŞİDDETLİ VE ARDIŞIK İKİZ BİR DEPREM’
Deprem güvenliği uzmanı Moriwaki Yoşinori de 14 Nisan 2016’da yerel saatle 21.26’da 6,2 büyüklüğünde ve 16 Nisan’da yerel saatle 01.25’te 7 büyüklüğünde meydana gelen iki depremi anımsattı.
“Ardışık deprem” riskine dikkati çeken Moriwaki, sismik aktivite analizleri doğrultusunda, Kumamoto eyaletinin batı kıyısı boyunca uzanan ve 100 kilometreden fazla uzunluğa sahip Futagawa-Hinagu fay hattında hareketlenmeler beklenebileceğini bildirdi.
2016’da 28 saat arayla meydana gelen Kumamoto depremleri gibi bu hafta da aynı fay hattı üzerinde “ardışık ikiz bir depremin” yeniden yaşanabileceğine işaret eden Moriwaki, “Japonya her zaman deprem ülkesi. 2016’dakine benzer şekilde bu hafta içinde şiddetli ve ardışık bir ikinci deprem yaşanabilir. O bölge oldukça karışık. Depremlerin sayısı iki katından fazla.” dedi.
‘ARDIŞIK BİR İKİNCİ DEPREM İHTİMALİ SIFIR DEĞİL’
Japonya Sivil Toplum Kuruluşları Uluslararası İşbirliği Akademisi (AICAT) Direktörü ve afet önleme araştırmacısı Nakahama Yoşikazu, deprem kaynaklı hasar görmüş yollar nedeniyle tıbbi, gıda ve günlük ihtiyaç maddelerinin temini zorlaşacağını vurguladı.
Nakahama, “Bölgede iyileşme süreci gecikecektir. Deniz taşımacılığı kullanılmalıdır. Helikopterler de etkili bir çözüm.” ifadesini kullandı.
Kumamoto’da 10 yıl önce kısa süre içinde iki farklı büyük deprem yaşandığına işaret eden Nakahama, “6 ya da 7 büyüklüğünde ardışık bir ikinci depremin bu bölgede yeniden yaşanma ihtimali sıfır değil. Birçok mağdur için büyük bir şok ve hayal kırıklığına neden olabilir.” diye konuştu.
‘Çocuklarıma zehirli yumurta yedirmiş olabilirim’! Yıllarca fark etmeden maruz kaldılar: Sonsuz kimyasal alarmı
İsrail’den Suriye’ye topçu saldırısı! Bölgeye sayısız saldırı gerçekleşti…
Yazın ortasında kar fırtınasına yakandılar! Araçlar gömüldü, 100 kişi mahsur kaldı
Arjantin’in Mendoza eyaletinde yer alan And Dağları’nda kar fırtınasi etkili oldu. Yoğun kar nedeniyle yollar kapandı. 4 bin 555 metre yükseklikteki Balcon del Pissis seyir noktasına giden 100’den fazla turistin bulunduğu araçlar kara gömüldü.
Acil durum ekipleri, jandarma ve karayolları idaresi personeliyle birlikte kurtarma operasyonu başlattı. Ekipler, yolu açmak ve mahsur kalan araçların inişini sağlamak için iş makineleri kullanırken, yoğun kar yağışı görüş mesafesini düşürdü.
2 KİŞİ HİPOTERMİ BELİRTİSİYLE HASTANEYE KALDIRILDI
Bazı araçların da kara gömülmesiyle tahliye çalışmaları zorlaştı. Yetkililer kurtarma çalışmaları devam ederken, turistlerin araçlarında güvende olduğunu, yolun yeniden açılmasının ardından kademeli olarak güvenli bölgelere götürülmelerinin hedeflendiğini belirtti. Turistler saatler süren çalışmaların ardından kurtarılırken, can kaybı yaşanmadı. 2 kişi hipotermi belirtileriyle hastaneye kaldırıldı.
Yetkililer, hava şartları düzelene kadar dağlara seyahat edilmemesi uyarısında bulundu.
Türkiye-Irak anlaşmalarının perde arkası! ‘Avrupa’ya açılan tek kapı’
Arjantin’de korkunç helikopter kazası! Çok sayıda can kaybı var…
‘El değmemiş’ sanılıyordu, altından 396 yeni yapı çıktı! Ormanların altındaki gizem
Science Alert’in haberine göre MÖ 600 ile MS 850 yılları arasında Amazon’un güneybatısında varlık gösteren Aquiry medeniyeti, bölgede hendeklerle çevrili devasa geometrik toprak yapılar inşa etti.
Helsinki Üniversitesinden arkeo-antropolog Martti Parssinen liderliğindeki uluslararası ekip, LIDAR teknolojisi kullanarak gerçekleştirdiği havadan lazer taramalarıyla yağmur ormanlarının altına gizlenmiş yapıları haritalandırdı.
LIDAR TEKNOLOJİSİYLE 396 YENİ YAPI TESPİT EDİLDİ
Araştırmacılar, bölge genelinde 4 bin 497 kilometrekarelik alanı tarayarak 396’sı ilk kez tespit edilen toplam 432 toprak yapı açığa çıkardı. Taranan alanın tüm Amazon bölgesinin yüzde 3’ünden azını oluşturması, medeniyetin kapsadığı alanın boyutlarını gözler önüne serdi.
Mevcut verilerden yola çıkan bilim insanları, Aquiry medeniyetinin zirve döneminde MS 200 civarında 183 bin kilometrekarelik bir alana yayıldığını tahmin ediyor. Bölgede 24 bin ile 30 bin arasında toprak yapının bulunabileceği ve nüfusun 1,2 milyon ila 3 milyona ulaştığı değerlendiriliyor.
Aquiry kültürünün tek bir krallık veya imparatorluktan ziyade, ortak geleneklerle birbirine bağlı topluluk ağlarından oluştuğu ifade ediliyor. Evlerin ahşap yapısı nedeniyle günümüze ulaşmadığı, ancak törensel ve siyasi toplanma alanları olarak kullanılan derin hendekli yapılara geniş yolların bağlandığı kaydediliyor.
AMAZON’UN ‘DOKUNULMAMIŞ DOĞA’ ALGISI DEĞİŞİYOR
LIDAR bulguları, Amazon yağmur ormanlarının el değmemiş bir balta girmemiş orman olduğu yönündeki geleneksel görüşün değişmesi gerektiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, MS 200 yıllarında bölgenin mısır, manyok, kabak ve pamuk tarlalarıyla çevrili yerleşim alanlarından oluştuğunu, çevredeki ormanların ise meyve ve fındık ağaçlarıyla insan eliyle yönetildiğini belirtti.
MS 850 civarında ortadan kaybolan Aquiry medeniyetinin neden yok olduğu ve MS 1000 yılına kadar geçen süreçte nelerin yaşandığı konusundaki araştırmalar devam ediyor. Çalışmanın sonuçları Nature dergisinde yayımlandı.
İsrail, Türkiye’nin son hamlesini konuşuyor! ‘Dengeleri değiştirecek plan’ diyerek duyurdular: ‘Üçüncü nehir kuruluyor’
90 dakikalık görüşmedeki şok detay sızdı: Netanyahu’dan Trump’a ‘harita’ dayatması! ‘Türkiye’yi gösterdi’…
SON DAKİKA HABERLER: İsrail, Türkiye’nin son hamlesini konuşuyor! ‘Üçüncü nehir kuruluyor’
MİLLLİYET.COM.TR / Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Kerkük’teki petrol sahalarına ortak olması, Türkiye ile Irak arasındaki enerji iş birliğine petrol taşımacılığının ötesinde yeni bir boyut kazandırdı.
Ülkenin yurt dışındaki petrol üretimini artırma ve enerji arz güvenliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda TPAO, bp ve ConocoPhillips ile birlikte Kerkük’teki petrol sahalarını geliştirmek üzere kurulan konsorsiyuma yüzde 15 ortak oldu.
Söz konusu ortaklık, Türkiye ileIrakarasında enerji ilişkilerinin petrol taşımacılığının ötesine geçerek ortak üretim, yatırım ve enerji altyapısı projelerini kapsayacak şekilde yeniden şekillendiği bir dönemde hayata geçirilirken İsrail basınında büyük yankı uyandırdı.
‘TARİHİ ANLAŞMA İMZALANDI’
Tel Aviv merkezli Maariv “Türkiye ile Irak arasında tarihi anlaşma: Üçüncü Nehir” başlıklı haberinde “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı Ankara’da stratejik bir enerji anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre Türkiye günde bir milyon varile kadar petrol alabilir ve altyapı, güvenlik ve ticaret alanlarında iş birliğini derinleştirebilir” ifadelerini kullandı.
Haberde “Bu adım, uzun süredir yürürlükte olan Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı anlaşmasının sona ermesinin ardından geldi ve iki ülke, bunun yerine çok daha geniş ve kapsamlı bir enerji anlaşması oluşturmak için çalışıyor. Toplantının en önemli noktası, Türk devlet petrol şirketinin, İngiliz enerji devi BP ile birlikte tarihi Kerkük petrol sahasındaki ortaklığının açıklanması oldu” değerlendirmesinde bulunuldu.
‘DERİN ENTEGRASYON’
Öte yandan görüşmenin sadece iki ülke arasındaki ticaret hedefleri istişare etmek olmadığının öne sürüldüğü haberde “Ankara ile Bağdat yetkilileri arasında Orta Doğu’daki güvenlik sorunları karşısında jeopolitik istikrar sağlayacak ve daha önce hiç olmadığı kadar derin bir ekonomik entegrasyon kurulmuş olundu” denildi.
‘ÜÇÜNCÜ NEHİR’
Haberde Zeydi’nin açıklamaları da hatırlatılarak “Coğrafya Türkiye ile Irak’a iki nehir verdi ama onlar şimdi üçüncü nehri kuruyorlar: Ekonomi nehrini” ifadesinde bulunuldu.
‘BÜYÜK ADIM ATILDI’
İsrail basınından ICE ise “Büyük adım atıldı” başlıklı haberinde “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, bölgesel ticaret haritasını değiştirmesi beklenen kapsamlı bir enerji anlaşmasının imzalandığını duyurdu.Anlaşmanın merkezinde, Bağdat’ın Türkiye’ye günlük bir milyon varile kadar petrol akışı sağlama önerisi yer alıyor; bu da Ankara’nın diğer kaynaklardan ithalata olan bağımlılığını önemli ölçüde azaltacak bir adım olacak” ifadelerini kullandı.
‘DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK PLAN KABUL EDİLDİ’
Bununla birlikte haberde “Petrol meselesinin ötesinde, yeni ortaklık ‘Kalkınma Yolu’ altyapı girişimine büyük önem veriyor. Bu, Basra Körfezi’ni Irak ile Türkiye toprakları üzerinden uluslararası pazarlara bağlamak üzere tasarlanmış bir ağ yani Basra’yı yeni bir ulaşım arteriyle Avrupa’ya bağlayacak ve dengeleri değiştirecek plan da kabul edilmiş olundu” denildi.
Infografik Görsel (Quality Image)
NE OLMUŞTU?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 1973 tarihliIrak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması’nın sona ermesinin ardından tarafların petrolün yanı sıra doğal gaz ve enerji altyapısını da kapsayan yeni bir iş birliği modeli üzerinde çalıştığını açıklamıştı.
Bayraktar, bu kapsamdaIraktarafına, BOTAŞ’ın bir yıl süreyle petrol taşımaya devam etmesini öngören geçiş düzenlemesi teklif edildiğini, bu süreçte yeni boru hattı anlaşmasının müzakere edilmesinin planlandığını belirtmişti.
Irak’ın günlük 750 bin varillik taşıma kapasitesine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Bayraktar, mevcut akış günlük yaklaşık 180-200 bin varil seviyesinde olsa da Türkiye’nin bu kapasiteyi tahsis etmeye hazır olduğunu söylemişti.
Yeni anlaşmanın petrolün yanı sıra enerji altyapısını kapsaması ve mevcut boru hattının Basra’ya kadar uzatılmasının da hedefler arasında yer aldığı belirtilmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan daIraktarafıyla en kısa sürede kapsamlı bir enerji iş birliği anlaşması imzalamayı hedeflediklerini açıklamıştı.
Kerkük ortaklığı, TPAO’nun günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi hedefi doğrultusunda atılan en önemli adımlardan biri olarak değerlendirilirkenIrakBaşbakanı Ali ez-Zeydi de ülkesinin Türkiye’ye günlük 1 milyon varile kadar petrol sağlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.
Osmanlı mirası 137 yıl sonra Türk üssü olacaktı! İmza atıldı darbe başladı: Afrika Kapısı Rusya’nın
Kerkük’teki ortaklık anlaşmasının ardından önemli temas! Bakan Bayraktar Kerkük Valisi Ağa’yı kabul etti…
Osmanlı mirası 137 yıl sonra Türk üssü olacaktı! İmza atıldı darbe başladı: Afrika Kapısı Rusya’nın
Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 3 kıtaya yayılan büyük bir devlet ve bugün henüz 100 yaşını yeni deviren ya da devirecek ülkelerin sınırlarını aşan hâkimiyet… 1900’lerin başına kadar tek bir imparatorluğun elinde tuttuğu güç öyle büyüktü ki, dünyanın büyük bir bölümünde hâlâ dönemin yapıları ya da eserleri yaşıyor. Kuzeyde Ukrayna stepleri ve Polonya’nın iç kesimlerine, güneyde Yemen, Basra Körfezi ve Sahra altındaki Afrika sınırları, yani Habeş’e, Sudan’a uzanan sınırlarıyla Osmanlı Devleti, varlığıyla bölgeye istikrar getirmişti. Ondan önce ve sonra suların hiç durulmadığı Orta Doğu, Osmanlı’nın ellerinde medeniyetin başkentlerini doğuruyordu. İskenderiye 1000 yıldan fazladır hasret kaldığı aydınlığa, Kudüs işgalden huzura kavuşmuştu. Kızıldeniz çevresinde yaşayan halk hiç olmadığı kazar güvende ve mutluydu. Her dinden, her dilden insan için Osmanlı Devleti garantisi verilmişti. Yavuz Sultan Selim, Mısır’ı fethettiğinde bölgede dengeleri değiştirecek ve sonunda bitmek bilmeyen bir anlaşmazlığın tam merkezinde olacak Sevakin Adası’nı da ‘Türk yurdu’ yapacaktı. 2019’da Türkiye Osmanlı’nın mirasına yeniden kavuşup 99 yıllığına himayesine alacağı Ada için her şeyi hazırlamış, hatta imzaları bile atmıştı. Ancak 137 yıllık hasret bir ‘darbeyle’ Rusya gölgesinde körüklenecekti. Oysa istikrar hep Türk gücüyle gelmiş, bir kez daha Türk varlığıyla gelen güce hasret kalınmıştı!
365 YIL OSMANLI KORUDU! ÖNCE İNGİLİZLER, ŞİMDİ RUSLAR GÖZ DİKTİ
Bugün Sudan sınırları içinde kalan, Kızıldeniz’de stratejik bir kıyı şeridine sahip olan Sevakin kenti ve Sevakin Adası, tarih boyu pek çok devlet ve millet tarafından yönetilmişti. Hiçbir yönetim 1517’de Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim sayesinde başlayan Osmanlı gibi olamamıştı. 367 yıl boyunca huzur ve istikrar adayı geliştirmişti. Önemli ticaret yolları ve askeri üslerin merkezi olan Sevakin, Kızıldeniz’in güvenliğinin sağlandığı komuta merkeziydi. Portekizlilerin Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’deki yayılmacı tavrına karşı dimdik duruş, Osmanlı donanmasının ana ikmal ve deniz üslerinden biri olan Sevakin’den geliyordu. Özdemir Paşa’nın bölgedeki fetihleriyle kurulan Habeş Eyaleti’nin valileri Sevakin’de ikamet ediyordu. Ayrıca Afrika içlerinden gelen ticaret kervanlarının Kızıldeniz’e açılan kapısı da Sevakin’deki limandaydı. Bu liman Müslümanların hac yolundaki duraklarından biriydi. Afrika’dan Mekke ve Medine’ye gitmek üzere yola çıkan hacı adaylarının deniz yolculuğu adadan başlıyordu. Yani sadece Osmanlı ve Türkler için değil, tüm Müslümanlar için önemli bir nokta olan Sevakin’de elbette birilerinin gözü olması kaçınılmazdı. 1800’lerin sonu 1900’lerin başında yabancıların kirli emelleri iyice gün yüzüne çıkmıştı. İngilizlerin korkunç planları arasında yalnızca bir dünya savaşı çıkarmak yoktu. Sevakin, savaştan önce ellerine geçmeliydi. Peki nasıl?
Alıntı Metni
TÜRK İMZASINA DARBE VURUP RUS İŞGALİNİ Mİ SEÇTİLER? ‘AFRİKA’YA AÇILAN KAPI’
2017’de Sudan ziyareti kapsamında Sevakin Adası’na da giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) restore ettiği Hanefi Camisi’nde namaz kılmıştı. O ziyaret esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan dikkat çekici bir konuşma yapmış ve birkaç yıl içinde Osmanlı mirası ada hak ettiği değeri yeniden kazanmaya hazırlanmıştı. “Sevakin Adası’nı bize belli bir süre tahsis etseniz de biz bu adayı aslına uygun olarak yeniden inşa ve ihya etsek. Ömer El-Beşir kardeşim ‘Tamam’ dedi. Burayı inşa ve ihya ne demek biliyor musunuz? Burayı yerle bir edenlere şu cevabı vermiş olacağız. Siz geldiğiniz buraları yerle bir ettiniz. Sizin o buraları yerle bir etmeniz, bizim sakalımızı tıraş etmeye benzer. Unutmayın ki biz burayı öyle bir inşa ve ihya edeceğiz ki kesilen sakal çok daha gür biter, siz bunu göreceksiniz” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 99 yıllığına Sevakin Adası’nın yönetimini ve yeniden yapılandırılmasını ele almak için gerekli adımların tamamlanmasını istemişti. Öyle de oldu. Ada 99 yıl boyunca yeniden eskisi gibi ‘Türk toprağı’ olacaktı. Bölgedeki güç dengesinin değişmesi kaçınılmazdı ve komşu ülkelerde darbeyle gelen yönetimler bundan hoşnut değildi. Türkiye burada ‘denizcilik, lojistik ve turizm üssü’ kurmayı planlıyordu. Ancak pek çok görüşte bir askeri üssün kurulacağı konusunda da tedirgin ifadeler vardı. Oysa Ankara bunu resmen reddetmişti. Tabii Türk gücü, geçmişte bugün pek çok ülkenin sınırını aşan topraklarda hâkim olduğundan ‘endişe’ yayılmıştı. Öyle ki Müslüman birliğini ve Türk gücünü kabullenmiş yönetimler ya da milletler hep acı ve darbeyle yüzleştiriliyordu. Bu kez darbe, Sudan yönetimine vurulacak ve Sevakin’in ‘kurtuluş’ umudu yerle bir edilecekti.
19 Aralık 2018’de protesto gösterileriyle başlayan Sudan Devrimi 10 Nisan 2019’da bir darbeyle sonuçlanmıştı. Sevakin’in geleceği de tam burada belirsizleşmişti. Darbeyle gelen yönetim, adanın Türk yönetiminde olmasından hoşnut değildi. Bu nedenle atılan imzalar fiilen geçerliliğini yitirecekti. Çünkü çalışmalar önce yavaşlamış ardından tamamen durmuştu. Ada bu şartlarda kalkındırılamazdı. İç savaş olan bir ülkeye iç huzur tek bir mücadele ile getirilemezdi. Asırlardır Akdeniz ve Kızıldeniz’e hâkim olma hayalleri kuran Rusların ada ve çevresi için başka emelleri vardı. Adaya ulaşımı sağlayan Port Sudan’ın yönetimini ele geçiren Ruslar, oraya bir üs kuracaktı. Bölge ülkelerdense pek bir tepki yoktu. Türklerin yalnızca kalkındırmak istediği Sevakin, Rusların ağır silahlarla donattığı bir kent olmak üzere olsa da… Bölge herkes tarafından Afrika’ya açılan kapı ya da ‘Afrika Kapısı’ diye anılıyordu. Yapılan yayınlarda ise ‘anahtar’ın Rusya’da olduğu yazılıyordu. 2020 Kasımında Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, Sudan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’da bir deniz üssü kurulmasına ilişkin bir anlaşma taslağını onayladı. Rus devlet haber ajansı TASS’a göre, Port Sudan lojistik tesisi ‘ savunma ‘ amaçlı olacak ve ‘bölgede barış ve istikrarı korumayı’ hedefleyecekti. Tesis ayrıca onarım yapmak, malzeme ikmali yapmak ve Rus donanma personelinin dinlenme yeri olarak da kullanılacaktı. Rusya’nın yeni lojistik tesisi, Türkiye’nin Sudan’daki çıkarları için de uzun vadeli bir tehditti.
Alıntı Metni…
Adıyaman’da korku dolu anlar! Elektrik hattı büyük bir gürültüyle patladı
Edinilen bilgilere göre, Altınşehir Mahallesi Karaali Caddesi üzerinde bulunan elektrik hattında patlama oldu.
İlginizi Çekebilir
Henüz belirlenemeyen nedenlerden dolayı yaşanan patlama ile birlikte bölgede elektrik kesintisi yaşandı. Kopan elektrik hattında yaşanan patlamalar ve etrafa sıçrayan kıvılcımlar paniğe neden oldu. Dakikalarca süren patlamalar aynı zamanda gecenin karanlığını aydınlattı. Olayın meydana geldiği bölgeye gelen polis ekipleri ile itfaiye ekipleri güvenlik önlemleri aldı. İtfaiye ekipleri, patlayan elektrik kablosuna ve yanında bulunan çam ağacına kontrollü bir şekilde su sıktı. Yapılan müdahaleler sonucunda patlama durduruldu.
Patlamanın olduğu elektriği hattında 22 Ağustos 2024 tarihinde de gece saatlerinde patlamalar olmuştu.
Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.
Sakarya’da feci kaza! Ağaca çarpan araç ikiye bölündü
Meteoroloji uyardı: Marmara ve Kuzey Ege’de fırtına bekleniyor…
Meteoroloji uyardı: Marmara ve Kuzey Ege’de fırtına bekleniyor
Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, rüzgarın yarın Marmara’nın güneybatısı ile Kuzey Ege’de kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli ve fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.
Ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.
Haberler peş peşe geldi! Orman yangınlarıyla cansiparane mücadele devam ediyor… Kütahya’dan yüreklere su serpen haber…
İstanbul’daki Ferhat Açık cinayetinin şüphelileri Van’da yakalandı! Operasyonda şok detaylar
Olay, Arnavutköy’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Esenyurt’ta düğün fotoğrafçılığı yapan Ferhat Açık, şüpheliler tarafından öldürüldükten sonra ilçedeki ormanlık alana gömüldü.
İlginizi Çekebilir
Olaya ilişkin çalışma başlatan polis ekipleri, cinayete ilişkin tespit edilen 3 kişinin Van’da olduğunu belirledi. Şüphelilerin yakalanması için Van’da operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 3 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul’a getirilen şüpheliler, işlemler için emniyete götürüldü.
ARACI SATMAK İÇİN VEKALET ÇIKARMAYA ÇALIŞMIŞLAR
Polis ekiplerinin çalışmalarında, şüphelilerin öldürdükleri Ferhat Açık’a ait aracı satabilmek için noterden kendi adlarına vekalet çıkarmaya çalıştıkları belirlendi. Şüphelilerin gösterdiği yerde yapılan aramalarda Açık’ın cesedi, Arnavutköy’deki ormanlık alanda gömülü halde bulundu. Öte yandan emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerin yarın adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
…

















