İsrail ‘en büyük kabusunu’ itiraf etti! ‘Türkiye elinden geleni yapacak, göklerden gelen korku’
MİLLİYET.COM.TR / İsrail basınının önde gelen gazetelerinden Israel Hayom’da Orta Doğu’nun geleceği ve Türkiye’ye dair dikkat çeken bir analiz yayımlandı.
‘GÖKLERDEN GELEN KORKU’
“İsrail’in üzerindeki yeni tehdit: Göklerden gelen korku” başlıklı analizde Türkiye’nin bölgesel askeri kapasitesi özellikle son dönemde güçleriyle adlarından söz ettiren insansız hava araçları ile savunma sanayii hamleleri, Doğu Akdeniz’de artan etkisi ve deniz gücündeki genişleme, Tel Aviv açısından “yakından izlenmesi gereken stratejik tehdit alanı” olarak değerlendirildi.
‘EN BÜYÜK KABUS’
Analizde, İsrail güvenlik kurumlarının Türkiye’yi henüz resmi olarak düşman ülke kategorisinde görmediği, ancak “yön değişimine açık devlet” olarak tanımladığı ileri sürüldü. Bu tanımın, özellikle olası bölgesel kriz senaryoları açısından kritik bir uyarı niteliği taşıdığı ifade edilirken “Güvenlik sisteminde gözler giderek artan bir endişeyle Türkiye’ye çevriliyor. Türkiye’nin son dönemdeki adımları, en azından İsrail’i rahatsız etmelidir. Hem de çok. Ve eğer İsrail bunlara hazırlanmazsa, kendisini en büyük kabusun içinde bulabilir” denildi.
‘KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPACAKLAR’
Analizde ayrıca Türkiye ile Katar merkezli Müslüman coğrafyasının Orta Doğu’da yükselen yeni bir güç hattı oluşturabileceği iddiasına yer verildi. Bu hattın İsrail açısından çok katmanlı bir güvenlik baskısı oluşturabileceği yorumları yapılırken “İsrail’in köşeye sıkıştırmak için ellerinden geleni yapacaklardır” değerlendirmesinde bulunuldu.
‘GÜÇ FARKI VAR’
İsrail basınındaki analizde en dikkat çeken başlık ise deniz gücü dengesi oldu. Türkiye’nin fırkateyn, korvet, denizaltı ve amfibi çıkarma kapasitesindeki artışa dikkat çekilerek, Türk donanmasının NATO’nun en büyük ikinci kara ordusuyla paralel şekilde deniz gücünü de büyüttüğü ifade edildi.
Türk donanmasının çok sayıda savaş gemisi, denizaltı ve insansız deniz sistemi geliştirdiği, ayrıca yerli tersanelerde üretim kapasitesinin artmasının “stratejik bağımsızlık” açısından önemli görüldüğü kaydedildi.
İsrail donanmasının ise daha küçük bir yapıya sahip olduğu belirtilerek, iki ülke arasında özellikle deniz alanında “sayısal ve kapasite farkı” bulunduğu iddia edildi. Bu farkın çatışma senaryosu değil ancak “bölgesel caydırıcılık dengesi” açısından önem taşıdığı vurgulandı.
‘GERİ ADIM ATMAYACAKLAR’
Analizde Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de nüfuzunun artacağına dikkat çekilirken “Türklerin geri adım atması şu an için mümkün görünmüyor” denildi.
‘İSRAİL’İN BAĞIMLILIĞI BİR RİSK’
Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanı anlaşması da analizlerde kritik başlık olarak yer aldı. Bu anlaşmanın Doğu Akdeniz’de yeni bir jeopolitik hat oluşturduğuna dikkat çekilirken İsrail’in deniz ticaretinin büyük ölçüde deniz yollarına bağımlı olması nedeniyle Akdeniz’deki her yeni güç dengesi değişiminin Tel Aviv tarafından “stratejik risk” olarak değerlendirildiği aktarıldı.
‘TEHDİTLER BİZİ BOĞUYOR’
Analizin devamında karışık halde olan İsrail iç siyasetine de geniş yer verildi. Güvenlik kurumlarında kilit pozisyonların boş kaldığı, uzun vadeli askeri planların onay sürecinde gecikmeler yaşandığı ve bu durumun “stratejik hazırlık kapasitesini zayıflattığı” ileri sürüldü.
Başbakan Binyamin Netanyahu’nun güvenlik yönetimi ve atama politikaları üzerinden eleştirildiği analizde, “Netanyahu korku bariyerini kırmakla övünürken, İsrail’e yönelik tehditler her taraftan bizi boğuyor” denildi.
‘TRUMP, TEL AVİV ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR’
Son olarak analizde ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’e yönelik tutumuna da değinildi. Trump’ın bazı kararlarının İsrail üzerinde baskı oluşturduğu, hatta bazı değerlendirmelere göre İsrail’in bölgesel hareket alanını sınırladığı öne sürüldü….